Karabük’ün değerli şairlerinden Sevil Özdemir, kaleme aldığı eserleriyle insanın en derin duygularına dokunmaya devam ediyor. “Sevil’En Şiirler” başlığı altında yayımlanan İçimdeki Sessizlik, İçimdeki Sen, Mavi Ortaklığı ve Hüzünlere Elveda adlı dört kitabıyla edebiyat dünyasında kendine özgü bir yer edinen Özdemir, bu kez emeğin, alın terinin ve fedakârlığın şehri Zonguldak’a uzandı.

Zonguldak’a giderek bölgedeki madencileri ziyaret eden şair, aynı zamanda Zonguldak Maden Müzesi’ni gezerek madenciliğin tarihine ve zorlu süreçlerine yakından tanıklık etti. Maden ocaklarının bulunduğu Karadon Maden Müessesesi’ni ise seyir tepesinden gözlemleyerek, yerin metrelerce altındaki emek mücadelesini derinden hissetti.

Madencilerin zorlu yaşamlarını yerinde gözlemleyen Özdemir, maden ocaklarının derinliklerinde saklı kalan hikâyeleri, umutları ve mücadeleyi yüreğinde hissederek “Madenci Eseri Zonguldak” adlı şiirini kaleme aldı. Bu şiir, sadece bir anlatı değil; karanlığın içinde ışık arayan, ekmeğini yerin metrelerce altından çıkaran emekçilerin sessiz çığlığına tercüman olan güçlü bir ses niteliği taşıyor.

Madenci Eseri Zonguldak

Misafiri oldum bir madenci ailesinin,
ziyadesiyle günümü güzelleştirdiler.
Karadon mahallesini gezdim buruk duygular içinde kaldım.
Niye mi;

Sen hiç sabahın alaca karanlığında bebelerin uyurken o masum yüzlerinde geleceklerini hayal ederken öpücük kondurup, eşine Allahaısmarladık derken umutlarını kara bir kuyunun içinde göğsüne saklayıp vedalaştın mı.

Senin hiç kara bir elması kazma küreğin ucunda
biriktirirken yığıntıların içinde aynı renge bulandı mı tenin.
Ve sen kömür karası ellerinle bir lokma ekmeği alelacele kursağına hapsederken zifiri karanlıkta hapsolmaktan korktun mu.

Sen hiç kara trene bir avuç kömürü yetiştirirken zamanla yarıştın mı yada zamana meydan okudun mu.

Sen hiç yerin bilmem kaç yüz metre dibine inerken sevdiklerin için umutlarını gökyüzünde uçan martılara ısmarladın mı yada emanet ettin mi.
Sen hiç Karadon’da derme çatma yuvaları saraya çevirmek için pencere kenarına diktiğin rengarenk sardunyalarla hasbihal edip geleceğini inşaa ettin mi hayallerinde.
Ve pencereden baktığında umut dolu çocuklarının çöp yığınlarıyla değil çimenlerin içinde tertemiz bir dünyayla tanışması için çabaladın mı.
Sen hiç kara kapkara bir kuyudan
umudunu bile erteleyip nefesinle kavilleştin mi.

Herşeye rağmen çekirdek ailenle çilingir sofrasında “maden dağı dumandır” türküsüyle
efkarlanıp hüzünleri de bir kenara bırakıp nağralar atarken hayatın gelmişine geçmişine
eyvallah dedin mi.

Gök yüzü mavisinde işine gücüne şükretmeyi bildin mi birde.
Bir madenci için katran karasında saatlerce bilek gücüyle çalışırken sağ sağlim maviyle buluşmasına dua ettin mi.

Ben dua ettim ve hatta dua etmekten öte
demir bir kutuda metrelerce kuyuya inerek madencinin bir gününe şahit oldum.

Emektar madenciler sayesinde şehrin merkezi asortik bir görünüm kazanmış kazanmasına da
Karadon’a da güzellikler getiren yürekler lazım.

Sen hiç bu yüreği gördün mü.
Zira Zonguldak madencilerle kalkınıyor.
Bilin istedim.

Not: Madenci olmak zordur , yürek ister cesaret ister , derin kuyularda alın terini çokça silmek ister.
Madenci değerlidir değerini bilin ve duyun isterim.

Madencilere sonsuz teşekkürler

blank