Safranbolu Belediye Başkanı Mimar Elif Köse, 10. Uluslararası Safran Festivali’nin ardından yaptığı değerlendirmede, safranı dünya gastronomisiyle buluşturmanın en büyük hayallerinden biri olduğunu belirterek, “Bizim hedefimiz yalnızca uluslararası bir festival düzenlemek değil; Safranbolu safranının dünyanın en seçkin restoranlarında kullanılması, üreticimizin emeğinin değer kazanması ve kentimizin bu alanda küresel bir marka haline gelmesidir.” dedi.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Cittaslow unvanına sahip Safranbolu’da 1-4 Kasım tarihlerinde düzenlenen 10. Uluslararası Safran Festivali, bilim insanlarını, ulusal ve uluslararası gastronomi temsilcilerini, safran üreticilerini ve binlerce ziyaretçiyi bir araya getirdi.
Safranbolu Belediyesinin ev sahipliğinde, kamu kurumları, üniversite, meslek kuruluşları ve gastronomi dünyasının temsilcilerinin katkılarıyla gerçekleştirilen festival, geleneksel hasat etkinliklerinin ötesine geçerek safranın bilimsel, kültürel ve ekonomik geleceğinin ele alındığı uluslararası bir buluşmaya dönüştü.
Festivalin ardından değerlendirmelerde bulunan Safranbolu Belediye Başkanı Mimar Elif Köse, organizasyonun uzun yıllardır kurduğu bir hayalin önemli aşamalarından biri olduğunu belirterek, asıl hedeflerinin Safranbolu safranını uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma taşımak olduğunu söyledi.
“Bu festival, Safranbolu için kurduğum hayallerimizden biriydi”
Safranbolu’nun dünya çapında tanınan tarihî ve kültürel kimliğinin yanı sıra, kendi adıyla anılan safranıyla da uluslararası alanda güçlü bir marka olmasını arzuladığını ifade eden Köse, festivalin bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Köse, şöyle konuştu:
“Safranbolu’nun geleceğine ilişkin kurduğumuz en büyük hayallerden biri, bu topraklarda yetişen safranımızın hak ettiği değere ulaşması ve dünyanın dört bir yanında tanınmasıydı. Öyle bir festival hayal ediyorduk ki yalnızca hasadın, eğlencenin ve kutlamaların değil; bilimin, üretimin, gastronominin ve uluslararası iş birliklerinin de merkezi olsun.
Dünyanın önemli şefleri Safranbolu’ya gelsin, safranımızı tanısın, kendi mutfaklarında kullansın ve bu eşsiz ürünün hikâyesini farklı ülkelere taşısın istiyorduk. Bilim insanlarımız üreticilerimizle buluşsun, safranımızın özellikleri araştırılsın, yeni ürünler geliştirilsin ve bütün bu çalışmalar Safranbolu’nun ekonomik geleceğine katkı sağlasın istiyorduk.
Bu yıl gerçekleştirdiğimiz festivalde bu hayalimizin önemli bir adımını hep birlikte attık. Farklı ülkelerden gelen konuklarımızı, gastronomi dünyasının değerli isimlerini, akademisyenlerimizi ve üreticilerimizi Safranbolu’da buluşturduk. Ancak bizim için asıl başarı, dört günlük bir organizasyonu tamamlamak değil, bu buluşmanın sonuçlarını kalıcı kazanımlara dönüştürebilmektir.”
“Safranbolu safranını Michelin yıldızlı restoranların mutfaklarında görmek istiyoruz”
Safranbolu safranının kendine özgü özellikleri ve coğrafi kimliğiyle uluslararası gastronomi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını belirten Köse, ürünün dünya çapında bilinirliğinin artırılması için bilimsel çalışmaların, üretim kapasitesinin ve uluslararası bağlantıların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Köse, Safranbolu safranının yalnızca yerel pazarlarda değil, dünyanın önde gelen gastronomi merkezlerinde de tercih edilen bir ürün haline gelmesini hedeflediklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Biz Safranbolu safranını dünyanın en seçkin restoranlarının mutfaklarında, Michelin yıldızlı şeflerin tariflerinde ve uluslararası gastronomi organizasyonlarında kendi adıyla görmek istiyoruz. Bir şefin dünyanın herhangi bir ülkesinde hazırladığı özel bir yemekte Safranbolu safranını tercih etmesi, bizim için yalnızca bir tanıtım başarısı
olmayacak. Aynı zamanda üreticimizin ürününe yeni pazarlar açılması, üretimin teşvik edilmesi ve kentimizin ekonomik açıdan güçlenmesi anlamına gelecek.
Safranbolu safranının değerini yalnızca fiyatıyla ölçemeyiz. Bu ürünün arkasında yüzyılların birikimi, toprağımızın özellikleri ve üreticilerimizin büyük emeği bulunuyor. Biz bu değeri bilimle, gastronomiyle ve doğru tanıtım çalışmalarıyla buluşturarak dünyada güçlü bir Safranbolu markası oluşturmak istiyoruz.”
Safranbolu, uluslararası gastronomi buluşmasına ev sahipliği yaptı
Festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri, Hıdırlık Seyir Tepesi’nde gerçekleştirilen Gastronomy Living Lab (Yaşayan Laboratuvar) programları oldu.
Karabük Üniversitesinin akademik katkılarıyla düzenlenen etkinliklerde safranın tarımsal üretimi, aroma özellikleri, gastronomide kullanımı, sağlıklı beslenme, sürdürülebilirlik ve yeni ürün geliştirme olanakları bilimsel ve uygulamalı yönleriyle ele alındı.
Türkiye’nin gastronomi alanındaki önemli isimlerinden Cüneyt Asan, Hazer Amani, Eyüp Kemal Sevinç, Süleyman Tarakçı, Okan Umut Şimşek, Osman Mahir Balıkçı ve Sema Bostancı’nın da aralarında bulunduğu şefler, Safranbolu safranını farklı yemek ve tatlı tariflerinde kullandı.
Bulgaristan, Azerbaycan ve İran’dan gelen gastronomi temsilcileri ve akademisyenler de programlarda yer alarak farklı mutfak kültürlerinde safranın kullanımına ilişkin bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Karabük Üniversitesi Öğretim Görevlisi Şef Tolgahan Tabak’ın moderatörlük ve uygulama süreçlerinde katkı sunduğu programlarda, geleneksel Anadolu yemeklerinden uluslararası mutfaklara, deniz ürünlerinden tatlılara kadar çok sayıda safranlı lezzet hazırlandı.
Belediye Başkanı Köse de bazı programlarda şef önlüğü giyerek mutfağa girdi ve safranla hazırlanan yemeklerin yapımına eşlik etti.
Köse, uluslararası şeflerin Safranbolu’da ağırlanmasının önemine değinerek, “Dünyanın farklı mutfaklarında deneyim kazanmış şeflerin Safranbolu safranını tanıması ve bu ürünle yeni tarifler geliştirmesi bizim için çok kıymetli. İstiyoruz ki burada başlayan bu tanışıklıklar festivalle sınırlı kalmasın. Şeflerimiz Safranbolu safranını kendi mutfaklarına taşısın, akademisyenlerimiz yeni araştırmalar gerçekleştirsin ve üreticilerimiz bu gelişmelerden ekonomik olarak fayda sağlasın.” dedi.
“Üreticimizin kazanmadığı bir başarıyı yeterli görmeyiz”
Safranbolu safranının geleceğine ilişkin çalışmaların merkezinde üreticilerin yer aldığını vurgulayan Köse, uluslararası tanıtım faaliyetlerinin üretim kapasitesinin artırılması ve üreticilerin gelirlerinin güçlendirilmesiyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Safran yetiştiriciliğinin yoğun emek, sabır ve deneyim gerektirdiğini ifade eden Köse, şöyle devam etti:
“Bir safran çiçeğinin tarladan sofraya ulaşmasının arkasında büyük bir emek var. Her bir çiçeğin tek tek toplanması, işlenmesi ve ürün haline getirilmesi son derece zahmetli bir süreç. Bu emeğin gerçek karşılığını bulmasını istiyoruz.