blankÜmit ÇETİNKAYA Delikanlıca yazdı.

“Bir şairin, bir şairi, bir şair olarak tanıdığı anda; dünya başka bir yer oluveriyor birden.”

“Kelebeğin Rüyası” filminde sıklıkla rastlaşıyoruz bu tür cümlelere. Aynı zamanda henüz okumamış olsam da kıymetli bir hocamdan imzalı bu adda kalın bir kitap bile var.

Film 1940’lı yıllarda geçiyor. Bir zamanlar Karabük ilçesi olarak bağlı olduğumuz Zonguldak vilayetinde. İki şair arkadaşın yokluklar ve hastalıklar içindeki şairane çabası anlatılıyor: Şair Muzaffer Tayyip Uslu ve şair Rüştü Onur. Filmin yazan ve yöneteni: Yılmaz Erdoğan. O da Behçet Necatigil’i canlandırıyor.

Varlık Dergisi’nde şiirlerini yayınlamak hayalleri olan veremden muzdarip bu şair gençler, yeri geliyor daktilo bulamıyor, onu bulsa kâğıt bulamıyorlar. Film boyunca ellerinde hep küçük bir not defteri ve ucu kalın da olsa kalemleri görülüyor.

Ve tabii filmin ana temalarından biri de tabii ki: Aşk! Hem şiir aşkı hem de şiirlere değer veren kadınların ve o şiirlerin şairlerinin aşkı.

Sevgili dostlar, yazımın ilk cümlesi bana ait. Hani tırnak içinde olan ifadeler. Bir şair, bir şairi nasıl tanır Allah aşkına? Evet, ben de öyle tanıdım bir şairi. O ailemizin bir ferdiydi aslında. Yanı başımızdaydı. Akıllı, uslu ve çok sevimliydi. Sarışındı. Hatta bu yüzden küçükken biz ona “Tweety” diye sesleniyorduk.

Bir keresinde, yıllar 2011 ya da 2012’yi gösterdiğinde O, “Abi ben radyoda duyulmak istiyorum, ne dersin?” dediğinde açıkçası pek de umut vermemek için “Bir haftada bıkarsın, radyoculuk ömrün çok fazla olmaz!” deyivermiştim beklentisi yüksek olmasın diye.

Nitekim sonbahar olmalı, Safranbolu’da küçük bir otelde geçici süre çalışırken beni çağırdı. Otelin mutfağında eski bir tüplü ekranıyla masaüstü bir bilgisayarı vardı. Oraya onu ne zaman, ne ara taşıdı bilmiyorum. Hatta Safranbolu’da bir milyoncudan aldığı değeri on paralık masaüstü mikrofonu da yanındaydı. Abi “Bismillah! Başlıyoruz. “dedi.

İşte orada söylendi ilk “Yakaamozzz” spotları ve programa renk ve ahenk katan Yakamoz jenerikleri. Nerede, ne yapacaksın demeye kalmadan “Şiir ve kısa hikâyeler okuyacağım abi.” deyiverdi. “Şiirleri nereden bulacaksın, kimi okuyacaksın?” sorularının cevapları zaten programı yeterince şekillendiriyordu.

Meğerse kendi şiirleri de varmış bizim Ahmet Oğuz’un. Ahmet Oğuz’un Gözel şiirlerinden bahsediyorum. İlk seslendirdiklerim arasında “Kapat Gözlerini, En İyi Dostum Geceye, Gece Gözlüm, İdam 1-2 ve Kara Saçlı Şehir- Karabük” başlıklı şiirleri vardı hatırladığım.

Hayır, Ahmet Oğuz’un radyoculuk hayatı çok kısa olmadı. Yakamoz programı Karabük Magic FM’de 2012 yılı sonrasında haftada üç gece aldı yürüdü, merak edilir oldu, takip edildi. Okuyacağı şiirler ve öyküler daha dinlenilir oldu.

Hatta radyo sonradan; zevk aldığı, sevdiği ve mutlu olduğu profesyonel işi oldu. “Sevdiğim işten para kazanıyorum” der oldu. Hemen hemen her türden programın yapımcısı veya sunucusu oldu.

Yıllar seneleri kovaladı. Yer veya mekân, zaman yahut vakit kemale eriyor. Hazan ve hüzün mevsiminin ilk ayı Eylül ayı yaklaşıyor. Evet, “Eylül”: biz öğretmenler için bazı başlangıçların, süzülmelerin ve rüyaların bir ayı olarak yeniden başlayacak.

Onun için, yani Ahmet Oğuz Gözel içinse “Eylül” adını verdiği şiir kitabının doğumu olacak. Eylül’deki şiirlerde, Oğuz’un hayata bakış açısını ve acılarını, sevinçlerini, ona anlam katan sevgileri, ayrılık ve hicran sonrası vuslatların gözyaşlarını, mevsimlerin, her gece denizleri yakamozlayan ayın ve her sabah sıcacık doğan ve insana umut veren güneşin onun fırtınalı zihnindeki yansımalarını bulacak ve onlara tanıklık edeceksiniz.

Tıpkı yeni yazdığındaki heyecanıyla hemen gönderip benim okumamı istediği çoğu şiirini seslendirmekte duyduğum tarifsiz duygu zorluklarını ve yorumlama işi bittiğinde bir o kadar da yaşadığım gururu hissettiğim gibi duygusala bağlayacaksınız kendinizi. Bundan çok emin konuşuyorum. Çünkü neredeyse tüm şiirlerinin hikâyelerini, oluşum süreçlerini, duygusunu, acısını ve heyecanını biliyorum.

Kelebeğin Rüyası’ndaki karakterler olan Şair Muzaffer Tayyip Uslu ve şair Rüştü Onur’u şu an nasıl unutmuyor ve hatırlıyorsak; Şair Ahmet Oğuz Gözel’i de ilk şiir seçkisi “Eylül” isimli kitabıyla hafızalarımızın bir köşesinde tutacak, asla unutmayacak ve onu hep böyle “Gözel” hatırlayacağız.

 

Satılmış Ümit ÇETİNKAYA

Karabük

Kitap linki

Eylül | Kitapyurdu https://www.kitapyurdu.com/kitap/eylul/766390.html