blankBir okurum demiş ki,
“Senin çevrendeki güzel kadınlar bende olsa, ben senden daha çok kitaplar yazardım.
Senin yazdığın şiirlerden çok daha güzelini yazardım. Aşk yazılmaz, yaşanır ortaya öyle aşk şairi diye çıkılmaz.”
Oysa yanılıyor!
Aşk yaşanır da, yazılır da. Tüm sanat eserleri bir aşkı anlatır. Sen hiçbir şiir, bir film, bir kitap okumadın mı? Neyse, önemli değil. Yanlış sorular gereksiz cevaplar yaratır.
Şairi, şair yapan aşk ya da güzel kadın değildir.
Bilgidir.
İsterse dünyalar güzeli bir kadın olsun, isterse kentin en yakışıklı adamı olsun,
Fiziğiyle, gözüyle, kaşıyla, yüzündeki gamzesiyle, mini eteğiyle, kravatıyla kimse kimseyi şair yapamaz.
Eğer güzelliğin böyle bir başarısı olmuş olsaydı tüm güzel kadınların eşleri şair olurdu. En güzel eşe sahip olan erkek en iyi şair olurdu. En yakışıklı erkeğin karısı da yine ne iyi şair olması gerekirdi. Ama böyle bir şey henüz olmamıştır.
*
Bu anlamda insanı şair yapan kadının güzelliği, erkeğin yakışıklı olmasından daha önemlisi şairin bilgi gücünde saklıdır.
Aşkın öyle marifeti yoktur, gizem bilgidedir..
Aşkla şiir arasındaki bağlantı ise karşıdan duygusal anlamda aldığın hisle pişebilmektir.
İlham denen etkileşimi bilginin gücüyle kelimlere dökebilmetir.
İlham denen şey, yemeğin tadı tuzu olabilmekle aynı anlama gelir.
Burada şairin gücü ise, herkesin bildiğini, herkesin yaşadığı ve herkesin şahit olduğu yaşamları somut hale getirebilmesidir.
Sevda özlemini, hayalini, sevinç ve üzüntüsünü yazıya dökebilmenin, içindeki gücünü bilgiye çevirebilmenin marifetidir.
Güzel kadın dediğin gülün kendi fidanı değil sadece uçup giden kokusudur.

[Aşk Yazarı Mustafa Çifci- 30.05.2025]