Algoritma, bir problemi çözmek için gereken adımların kendi birikiminize uygun olarak ayrıntılı olarak tasarlanıp yazılmasıdır. Peki, bizim için her yönden kutsal olan hayatımızı kime ve neye göre, hangi algoritmalara göre yazacağız? “İşte buna hayatımızın inanç algoritması diyebiliriz. İbadetlerimiz de bunun fiiliyata geçmiş halidir. Şu sözü çok seviyorum: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız.”

Artık 1446 Ramazan ayı arifesindeyiz. Bir Ramazan ayını daha idrak etmekte yarışacağız inşallah.

Kırk yılı aşkındır Ramazanı idrak etmeye çalışıyorum ailemle beraber. Şimdi gurbetteyim. Sizce “on bir ayın sultanı” denen “Ramazan” bizi ve hayatımızı nasıl yönlendiriyor? Sizler aldığınız her nefesin, orucun da etkisiyle, Fi Sebilillah, ihlas ve ihsanla geçeceğini biliyorsunuz.

Peki, Şehr-i Ramazan nelerle idrak olunur: ilk oruçlu günden önce ‘Teravih=Rahatlama namazıyla’ başlarsınız adapte olmaya bu aya. Evlere sahurluklar ve iftariyelikler alınır. Hurmalar, ramazan pideleri sofralarımızı süsler. Gece sahura kalkılır tüm aile efradıyla ve coşkuyla. Hafif yemekler yenir. Ağızlar çalkalanır. O günün orucuna samimiyetle niyet edilir. Sabah namazları güne zinde başlamanın anahtarıdır.

Oruçlu rahattır. Gün boyunca yeme-içme derdi olmadığı için işine odaklanmıştır. Sabırla, kimseyle dalaşmadan, tartışmadan, kendi çapında işini yapar ve işten çıkışı bekler. Eve gidince ikindi olmuştur; namazını kılar, oturur hatim başına bir cüz okur ya da mukabeleye gider, daha da sevap alır. Evde olanlar da vakitlerini dualarla geçirirler.

Ve sonra iftar sevinci başlar. Anneler, eşler, çoluk çocuk, iftarda en güzel hünerlerini gösterirler. Vakit tamam olunca, Euzü-Besmele çekilerek yemekler, tarifler, çorbalar, etli yemekler, hoşaflar; beylerin de yardımıyla salatalar yapılır. Evin şirin çocukları akşam sevinci yaklaşırken fırınlara yumurtalı pide almaya gönderilir. Aile dostları iftar daveti verirler. Tatlı bir davet telaşı da başlar.

Sonra toplu olarak akşam namazları kılınır. Dualar edilir. Çaylar demlenir. Birkaç bardak çay içilir. “Hadi bu akşam şu camiye gidelim de teravihi bu yeni camide kılalım” denir. Ramazana has kılınan “rahatlama” namazının tadı da bir başkadır. Gece erken yatılır, çünkü içinde rahmet ve bereket barındıran sahura kalkılır.

Ramazanın son gününde biliyorsunuz Kadir Gecesi vardır. Bin aydan daha hayırlıdır ve Kur’an-ı Kerim’de kendi adında özel bir sure de vardır. İsteyenler yine son on gün itikâfa girerler ve nefs denen yaratığa ruhsal bir yolculuk yaptırırlar.

Bu döngü, bir ay boyunca disiplinli bir şekilde “Ramazan Algoritması” şeklinde devam eder. Sonunda da tatlı bir huzur olacak “bayram” bizi bekler.

Algoritma kavramına yabancı değiliz. Sosyal medya kullananlarımız; Facebook Algoritması, Google’ın Algoritması, Youtube’un Algoritması, Instagram Algoritması ve Twitter Algoritması olduğunu bilirler. Peki, artık popülerleşmiş “Yapay Zekâ” da bu algoritmaları yöneten bir fonksiyonsa, hayatımızı tamamen bunlar yönlendiriyor diyebiliriz. Bundan yakınanlara bakarsanız, çoğu duyarlı ve dindar insanlardır. Ama akıllı insanlar kendilerini “teknolojinin” ve çok çeşitli atraksiyonlarla “yapay zekânın” ya da “sosyal medyanın” yönlendirmesini ister mi acaba?

Şimdi soruyorum efendim: Siz olsanız Şehr-i Ramazanınızı; bu tatlı disiplini, bu arınma ayını, (a)sosyal medyanın algoritmaları eşliğinde hebâ eder miydiniz?

Bizi de içten dualarınızda hatırlarsanız seviniriz.

Ramazan ayınız mübarek, dualarınız kabul, amelleriniz makbul olsun.

Kalın sağlıcakla.

Satılmış Ümit ÇETİNKAYA

e-mail: [email protected]

27 Şubat 2025