Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu basın bildirisi yayınladı. Basın bildirisinde Bolu İdare Mahkemesi’nin Gerede Çayı davasında kararını verdiği belirtildi. Yapılan açıklamada, “Mahkeme kirliliği gördü, delilleri gördü ama, durduramadı” denildi.
Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu yaptığı yazılı basın açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu olarak, Gerede Karma OSB ve Deri OSB kaynaklı ağır çevresel kirliliğe karşı yaşam alanlarımızı ve ortak su varlıklarımızı korumak amacıyla, 4 Kasım 2024 tarihinde Bolu Valiliği aleyhine açtığımız dava sonucunda Bolu İdare Mahkemesi kararını açıklamıştır. 20 Mayıs 2025 tarihli duruşma sonrası mahkeme; atık su deşarjının kontrol altına alınması ve yeterli sayıda arıtma tesisi kurulması yönündeki talebimize ilişkin işlemi esastan reddetmiş, OSB’lerdeki faaliyetlerin çevreye zarar vermeyecek değerlere ulaşıncaya kadar durdurulması yönündeki talebimize dair işlemi ise incelemeksizin reddetmiştir.

Akredite laboratuvarda yaptırdığımız analiz sonuçları mahkemeye sunulmuştur. Bu sonuçlar, Gerede Çayı’nda deşarj öncesi ve sonrası arasında dramatik bir kirlilik farkı olduğunu göstermektedir.  Kjeldahl Azotu sınır değerin 280 katı,  KOİ (Kimyasal Oksijen İhtiyacı) 120 katı, Yağ ve Gres miktarı 12 katı,  Elektriksel iletkenlik ise 121 kat artarak 31.640 µS/cm’ye ulaşmıştır. Bu veriler, arıtma sistemlerinin ya çalışmadığını ya da tamamen yetersiz olduğunu açıkça göstermektedir”

PARA CEZASI VERİLMESİ ÖNLEM ALINDIĞINI GÖSTERMEZ!
“Mahkeme, bazı firmalara uygulanan idari para cezalarını “etkin mücadele” göstergesi saymıştır. Ancak hukuk soyutlukta değil, derenin suyunda, havanın kokusunda, toprağın sağlığında somutlaşmalıdır. Eğer cezalar verildiği halde Gerede Çayı hâlâ simsiyah akıyor, hâlâ zehir taşıyor ve hâlâ köylüler evlerinin camını açamıyorsa; ortada etkin bir çevre mücadelesinden söz edilemez”

KANUN AÇIKTIR!
“2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15. maddesi açıkça şunu emreder: “Bu Kanunda yazılı yasaklara aykırı hareket eden veya kanunla belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen… işletmelerin faaliyeti… durdurulur.” Bu hüküm, idareye “önlem almama” gibi bir serbesti tanımadığı gibi çevreye yönelik sürekli ve ciddi ihlallerin tespiti halinde faaliyetin durdurulmasını emreder. Bu bir takdir meselesi değildir. Bu açık düzenlemeye aykırı olarak para cezaları verip ama faaliyeti durdurmayan idarenin bu tutumunun yeterli kabul edilmesi, üstelik keşif ve bilirkişi incelemesi bile yapmadan davanın reddi kararı verilmesi hukuken ve vicdanen kabul edilemezdir. Çevre hakkı bireysel değil, toplumsal bir kamu yararı meselesidir., Biz bu mücadelede; Bilimsel veriler sunduk, Kirliliği belgelerle ortaya koyduk, Bireysel başvurular yaptık, TBMM’ye soru önergeleri verdirdik, Bakanlıklardan valiliklere tüm makamlara ulaştık, Medyada konuyu gündeme taşıdık, Ve sonunda yargıya başvurduk. Yine de Olmadı mı? Eğer bunca çabaya rağmen Gerede Çayı hâlâ simsiyah akıyorsa, hâlâ kokuyorsa, hâlâ insanlar evlerine kapanmak zorunda kalıyorsa…birisi şu soruların cevaplarını versin istiyoruz: Bu kirliliği kim durduracak? Bu ülkede yaşam hakkı mı yok? Çevre hakkı mı yok? Biz bu Anayasal hükümleri nerede kullanacağız?”

İSTİNAF BAŞVURUMUZU YAPTIK
“Bu kararı kabul etmiyoruz. Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurduk. Hem bu hukuka aykırı kararın bozulmasını hem de çevre tahribatının artmaması için yürütmenin durdurulmasını talep ettik. İnanıyoruz ki: “Gerede Çayı için adalet mutlaka kendini gösterecektir.”

YILMAYACAĞIZ
“ Sunduğumuz kapsamlı bilimsel veriler, mevzuat ihlalleri ve bölgede gözlemlenen ciddi çevresel tahribat karşısında mahkemenin, idarenin takdir yetkisini esas alarak verilen ret kararını “kabul edilemez” buluyoruz. Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu olarak, çevre hakkının yalnızca bir mevzuat hükmü değil, yaşam hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha hatırlatıyor; hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi, çaydaki kirliliği numuneler alarak bundan sonra da sürekli izlemeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz. Bu karar düzeltilene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Adalet yerini bulana, çevre hakkı gerçek anlamda yaşama geçene kadar, hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz”

 

blank