Serdar Hocam’la beraber yazıcı kuruyoruz. Önce kutudan özenle çıkarttık yeni gelen cihazımızı. Meraklıyız; çünkü her geçen gün ya da saat demeliyim hızlanarak ilerliyor ve gelişiyor teknoloji adını verdiğimiz şey.
Mavi koruma bantlarını söktükten sonra sıra geldi prize takıp ön ayarları yapmaya yazıcının küçük ekranından. Bir ibareyi okuyoruz. Cihazımızın dilini öncelikle “Türkçemiz” yapıyoruz. Güzel dilimiz: “Türkçemiz”.
İlerleyerek yazıcının bizi yönlendirmesiyle kurulumu tamamlamaya çalıyoruz. Aynı zamanda cihaz bilgisayarımıza da bağlı ve bilgisayarın onu tanıması için gerekli sürücü dediğimiz yazılımlarını kurmaya başlıyoruz.
Serdar hocam böyle şeyleri çok sever: kendisi ilçemizin “Coğrafyacısı” ama teknolojisever bir idarecisi aynı zamanda. Bizi yönlendiren yazıcının ekranında bir ibare görüyoruz, yanıp sönüyor: “Yazıcınız İlklendiriliyor!”
Evet, yanlış okumuyorsunuz: “Yazıcımız İlklendiriliyor!”. Düşünüyoruz ilklendirilmek deyince neyi kastediyor acaba? Aslında ufak bir nüans ya da çeviri hatasıyla karşı karşıya mıyız diye düşünüyorken; mesajın anlamını söyleyiveriyorum ağzımdan kaçırarak. Sanırım yazıcı kutusundan çıkartılıp ilk defa başlatılıyorken “initialization” kelimesini güzel Türkçemize böyle yorumluyor veya çeviriyor. “Initialization = İlklendirilmek”
Bu kelimeyi okuldan eve giderken yolda ve akşam evdeyken de düşünüyorum: “İlklendiriliyor!” Biraz TRT-2’de sanat izledikten sonra yeni çağrışımlar eşlik ediyor bana.
Acaba hayatımızda neleri ilklendiriyoruz ya da nelerle ilklendiriliyoruz?
Mesela doğumumuz bu dünya hayatına bir ilklendirilme değil mi?
İlk konuşmamız: “Anne ya da baba” deyişimiz dile gelmenin ilklendirilmesi değil mi?
Yeryüzünde yürümek için ilk adımlarımızı ilklendiriyoruz.
Tuvalet alışkanlıklarımızı ilklendiriyoruz ilkin. Zor oluyor biraz da ama oluyor, alışıyoruz.
Sonra uzun bir maraton olan eğitim maceramızın okullarına ilklendiriliyoruz. Anasınıfı ya da ilkokula. 4-5 yılımız burada okulda geçiyor.
Sonra ortaokul ilklendirilmesi, o bitince iyi bir liseye ilklendirilmek.
Bilahare; nitelikli bir üniversiteye ilklendirilmeyi yaşıyoruz. Gerçi biz tercihler yapıyoruz.
O bitince iş hayatına, sonra bir yuva kurmaya ilklendiriliyoruz. Sonra çoluk çocuk ilklendirmeleri. Sonra yaşlanıyoruz. Başa dönüp “her şeyi yeniden ilklendirebilsem daha iyi olurdu” diyoruz ve aslında hayatın sonu da başka bir ilklendirilmeye kapı aralıyor. Ağzımızın tadını kaçırana: Ölüme.
Böyle deyince “ilklendirme” daha bir anlamlı geliyor. Şöyle bir sözü redakte etmek istiyorum izninizle:
“Dünyada nasıl yaşarsanız öyle sonlandırılırsınız; Nasıl sonlandırılırsanız da öyle dirilmeye ilklendirilirsiniz.”
Demek ki; Sonsuzluğun da iliklerimize işlemesi gereken bir ilklendirilmesi var; Diriliş gibi…
Not: Hicri mübarek üç aya: Recep, Şaban, sonrasında mübarek Ramazan aylarına ve de miladi 2026 yılına ilklendirildiğimiz şu zaman diliminde sizlere nice bereketler ve nasipler diliyorum. Bu gece idrak ve rağbet edeceğimiz Regaip Gecemizde bizleri de dualarınızda unutmayınız. Selam ve dua ile…
Satılmış Ümit Çetinkaya
25 Aralık 2025, Perşembe
Ağlı