
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA - Karabük Haber Merkezi</title>
	<atom:link href="https://karabukhabermerkezi.com/etiket/satilmis-umit-cetinkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukhabermerkezi.com</link>
	<description>Karabük hakkında haberler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Feb 2026 13:31:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/07/cropped-fav-32x32.png</url>
	<title>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA - Karabük Haber Merkezi</title>
	<link>https://karabukhabermerkezi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KİTAPLAR KAÇ YAŞINDADIR?</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/kitaplar-kac-yasindadir/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/kitaplar-kac-yasindadir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 15:14:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=37291</guid>

					<description><![CDATA[<p>-BİR ANKARA ÇIKARMASI- Sömestr tatilinin ikinci salı ve çarşambasında “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” düsturunca Ankara’ya yol alıyorum. Sabahın erken saatlerinde yolculuğu özlemişim. Ankara’ya seyahat niyetimin yanında, oradaki şair-yazar arkadaşlarla görüşme ve biriyle de tanışma niyetim var. Kızılay’a AŞTİ’nin servisiyle geçiyorum. Dost Kitabevi’ne uğramadan onun alt tarafında yer alan Karanfil Sokak’taki sahafları dolaşmak istiyorum. Sahafları seven [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/kitaplar-kac-yasindadir/">KİTAPLAR KAÇ YAŞINDADIR?</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-37292 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2026/02/dddd-1-1.jpg" alt="" width="184" height="198" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2026/02/dddd-1-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2026/02/dddd-1-1-42x45.jpg 42w" sizes="(max-width: 184px) 100vw, 184px" />-BİR ANKARA ÇIKARMASI-</strong></p>
<p>Sömestr tatilinin ikinci salı ve çarşambasında <strong>“Tebdil-i mekânda ferahlık vardır”</strong> düsturunca Ankara’ya yol alıyorum. Sabahın erken saatlerinde yolculuğu özlemişim. Ankara’ya seyahat niyetimin yanında, oradaki şair-yazar arkadaşlarla görüşme ve biriyle de tanışma niyetim var.</p>
<p>Kızılay’a AŞTİ’nin servisiyle geçiyorum. Dost Kitabevi’ne uğramadan onun alt tarafında yer alan Karanfil Sokak’taki sahafları dolaşmak istiyorum. Sahafları seven biri olarak eski kitap kokuları arasında kayboluyorum. Zaten iş hanının bodrum katı diyebileceğimiz bölgesinde hizmet veriyorlar. Çok da nazikler ve ne sorsak cevap veriyorlar. Dört kitabın yanında Mustafa Ruhi Şirin’in bir kitabını hemen alacaklar listeme koyuyorum.</p>
<p>Sonrasında ilginç bir şekilde hatırıma gelen<strong> “Acaba Yunus Emre, Niyazi Mısrî ya da Eşrefoğlu Rumi Divanları var mıdır?”</strong> sorusunu soruyorum. Sahaf hemen arkasını dönüp kolayca bir yerden koyu yeşil ciltli Niyazi Mısrî Divanı’nı çıkartıyor ve inceleme fırsatı veriyor. Kitabın sayfa kenarları iyice sararmış ve Romen rakamlarıyla not düşülmüş 1963 yılı basımı bir kitap. Hiç düşünmeden parasını verip eski ama yeni alınmış kitaplarımla mutluluğu yaşıyorum.</p>
<p>Dost şair ve eski kalite radyoculardan İsa Karatepe’yi Dost’ta bekliyorum, tabiî şiir ve edebiyat bölümünde. Gelir gelmez Kitaplara şöyle bir bakıyor ve<strong> “Üst raflardaki kitaplar, çoğunluğu şu an hayatta olmayan yazarlara ait, altta görünmeyenler ise yaşayanlara, fark ettin mi Ümit?”</strong> deyiveriyor bir sitemle.</p>
<p>Acaba o görünen raftaki kitapların şair ve yazarları şu an kaç yaşındadırlar, diye düşünmeden edemiyorum. Mesela İsa’nın çok sevdiği <strong>“Cemal Safi”</strong> imzalı kitaplara özellikle dokunuyoruz.<br />
Arada, Hüseyin Akın’ın son kitabı <strong>“Böyle Buyurdu Resul”</strong> var mıdır diye soruyorum ve görevliden olmadığı cevabını alıyorum. Bu arada kitap fiyatlarında belirgin bir artış olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Sonrasında yemek yemeğe gidiyoruz. İsa çoğunlukla şu an faaliyette olmayan eski Kurtuba Kitap Evi’nden bahsetmeden edemiyor. Kurtuba’da yaptıkları, bir kere benim de konuk olarak katıldığım şair-yazar buluşmalarını özlediğimizi hissediyoruz. Kurtuba’da çoğu edebiyat dergisini bulabildiğimizi ve okuyabildiğimizi hatırlıyoruz. Şimdi onlar da eskide anı olarak kaldı maalesef.</p>
<p>Sonra ses sanatçısı arkadaşımız Süreyya Açıkgöz’ün mekânına çay içmeye gidiyoruz. Birkaç proje fikri hakkında konuşuyoruz. Bu arada öğretmen-şair-yazar İmdat Gümüş’ü Kızılay’a çağırıyoruz. Bu İmdat’la ilk buluşma ve tanışmamız olacak. Güzel bir mekânda çay içiyoruz. Onlar da çayı seviyorlar, ben de. Karşılıklı çıkmış kitaplarımızı birbirimize imzalıyoruz.</p>
<p>Sonra gezerken Yüksel Caddesi’ndeki Turhan Kitabevi’nin de <strong>“kapitalizme”</strong> yenik düşüp kapandığını, yerine başka bir şeyler yapılma çabasının olduğunu görüyoruz. Eh, ne de olsa yılların Kitapevi: Turhan…</p>
<p>Sonra başka sessiz sakin bir başka mekâna geçiyoruz ve şair-yazar muhabbeti burada da devam ediyor. Bir ara İsa orada eline aldığı, İmdat’ın kitabıyla başka ünlü bir yazarın kitabının isimlerinin aynı olduğunu fark ediyor. İmdat şaşırıyor ve o kitabı inceliyor. Kitap Maksim Gorki’nin<strong> “Aşk Rüyası”</strong> isimli kitabı. İmdat’ın da aynı isimli bir kitabı var. Günü bu şekilde bitiriyoruz.</p>
<p>Ertesi gün Kızılay’a otobüsle inerken indiğim noktadaki sağ alt caddede Türk Tarih Kurumu’nun büyük satış noktasını fark ediyorum ve hemen müdahil olup yayınevinin kitaplarını inceliyorum. Oradan da birkaç kitapla ayrılıyorum. Belki en az yarım saat kalmışımdır kitaplar arasında. Şiir antolojisini çift alıyorum İsa’ya imzalama düşüncesiyle.</p>
<p>Sonra İsa’yla tekrar buluşuyoruz ve Türkiye Yazarlar Birliği’nin Sümer-2 Sokak’taki Genel Merkezi’ne gidiyoruz. Merhum D. Mehmet Doğan’ın oğlu Ahmet Emre Doğan’la muhabbete başlıyoruz. Gerçekten donanımlı ve kendini iyi yetiştirmiş bir yetenek. Yine kitaplar üzerine konuşuyoruz. Oradan da kitap almadan çıkmıyorum.</p>
<p>Oradan çıktıktan sonra da bir başka mekân keşfediyor sevgili İsa ve orada Youtube’a video çekmeden duramıyor. Benim <strong>“Bir Gidiş Hikayesi”</strong> şiirimin hikayesini anlattırıyor.</p>
<p>Belki de şairler ve yazarlar başka düşünüyor bu dünyada, önce kendini ve dünyasını sevmek üzerine. Artık bizler de yaşlanıyoruz. Ama kitaplar da büyüyor, yaşlanıyor. Onlar da ölüyorlar mı acaba diye soruyorum kendime.</p>
<p>Belki de ölümsüzlük iksiri denen şey; arkamızda bıraktığımız yaşlanan kitaplardadır, kim bilir? Evet, yazarları gibi kitaplar da yaş alıyorlar. Yazarları ölüyorlar ama eserleri çok değerliler. Belki de o yüzden görünen raflarda, göz önündeler.</p>
<p>1963 doğumlu bir kitapla, bugün doğmuş bir kitap arasındaki fark budur belki de.</p>
<p><em>Gökhan Özcan’ın son yazısından bir alıntıyla bitiriyorum yazımı:</em></p>
<p><em>Eserler yazarlarından hep daha uzun ömürlü değil midir?</em></p>
<p><strong><em>Not: Kıymetli yazar Bülent Akyürek’i kaybettik. Makamı âli, ruhu şâd olsun!</em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong></p>
<p>10.02.2026</p>
<p>Ağlı/Kastamonu</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/kitaplar-kac-yasindadir/">KİTAPLAR KAÇ YAŞINDADIR?</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/kitaplar-kac-yasindadir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEÇMİŞE GİTTİM, GELİYORUM…</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/gecmise-gittim-geliyorum/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/gecmise-gittim-geliyorum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 13:55:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=36952</guid>

					<description><![CDATA[<p>S. Ümit ÇETİNKAYA Delikanlıca yazdı. Kastamonu’ya dönüş için biraz erken bir saatte Karabük Otobüs Terminaline gittim. Lakin bu gittiğim terminal, seksenlerin ya da doksanların Karabük terminaline çok benziyordu. Tek katlı yapılanmasıyla bana çocukluğumdaki o nostaljik otobüs terminalini hatırlattı. İki hafta önce de akşam yolum düşmüştü Karabük’üme gelirken buraya. Sömestr tatili boyunca üç beş gün dolaştım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/gecmise-gittim-geliyorum/">GEÇMİŞE GİTTİM, GELİYORUM…</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-36955 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2026/02/dddd-1.jpg" alt="" width="180" height="194" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2026/02/dddd-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2026/02/dddd-1-42x45.jpg 42w" sizes="(max-width: 180px) 100vw, 180px" />S. Ümit ÇETİNKAYA<em><strong> Delikanlıca</strong> </em>yazdı.</p>
<p>Kastamonu’ya dönüş için biraz erken bir saatte Karabük Otobüs Terminaline gittim. Lakin bu gittiğim terminal, seksenlerin ya da doksanların Karabük terminaline çok benziyordu. Tek katlı yapılanmasıyla bana çocukluğumdaki o nostaljik otobüs terminalini hatırlattı. İki hafta önce de akşam yolum düşmüştü Karabük’üme gelirken buraya.<br />
Sömestr tatili boyunca üç beş gün dolaştım memleketimde. Biraz da geçmiş gözüyle baktım Karabük’ümün sokaklarına, duvarlarına, kaldırımlarına, yapılanmasına ve insanlarına.<br />
Mesela; üniversite sınavlarına hazırlandığımız Akademi Dersanesi yok. Dersanedeyken öğlen arasında yemek için gittiğimiz Hal-içindeki lahmacuncumuz yok. Hatta Hal-içinin kendisi yok.<br />
Yerine yapılan Kares AVM’de geziyoruz artık. Sinema var, Kitapçı var. Yine Hal-içindeki Kunduracı Yaşar Amca yok ama onun yerine boy boy ayakkabıcılar var. Hal-içine kokusunu veren eski baharatçılar yok ama aktarlar var. Çeşit çeşit restoranlar, fast-foodçular var. Marketler ve elektronik cihazlar satan mağazalar var. Kalabalıklar var, müşteriler var ama eski Hal-içinin kokusu maalesef yok.<br />
Doksanlı yıllarda meslek lisesini okuduğumuz Karabük Endüstri Meslek Lisesi yerinde duruyor. Merkezi bir mekânda olduğu için nerdeyse her çarşıya indiğimizde görüyoruz lisemizi. Hürriyet Caddesi trafiğe kapalı da olsa yerinde duruyor. Postane’nin olduğu yerde yinelenmiş postane duruyor.<br />
Ankara Caddesi, Zonguldak Caddesi, Albay Karaoğlanoğlu Caddesi, Fevzi Fırat Caddesi, Gazipaşa Caddesi en gezilen muhitler.<br />
Beyazsaray ve Bedesten İş Merkezleri yerli yerinde duruyor.<br />
Bu arada iki gün Ankara’ya yolculuğum var. Tebdil-i mekânda ferahlık var niyetiyle yine Geçici Karabük Terminali’ni kullanıyorum.<br />
Beşbinevler’de ise yolların ve kaldırımların kenarları elektrik hatlarının yeraltına alınması dolayısıyla kazılıyor. Yoğun bir çalışma var görülüyor.<br />
İşte Karabük Terminalimizdeki yenileme ve tadilat dolayısıyla taşınmış, geçici de olsa bir otobüs terminalinin bana hatırlattıkları…<br />
Geçmişe gittim. Şimdi dönüyorum!</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong><br />
<strong>31.01.2026</strong><br />
<strong>Ağlı</strong></p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/gecmise-gittim-geliyorum/">GEÇMİŞE GİTTİM, GELİYORUM…</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/gecmise-gittim-geliyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EN İYİLERİM VE ÖDÜLLERİ (2025)</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/en-iyilerim-ve-odulleri-2025/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/en-iyilerim-ve-odulleri-2025/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 13:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=35153</guid>

					<description><![CDATA[<p>S.Ümit ÇETİNKAYA Delikanlıca yazdı. Merhaba! Elveda derken 2025 yılının en son yazısıyla sizlerle beraberiz sevgili dostlar. Şimdi bu yıl da sezonun en iyilerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii bu liste tamamen benim kendi görüşlerimi ve kriterlerimi ifade ediyor. Herkesin enleri farklıdır. Çünkü: “Zevkler ve renkler tartışılmazdır.” Hadi beraber bakalım: Yılın animasyon filmi: Rafadan Tayfa &#8211; Kapadokya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/en-iyilerim-ve-odulleri-2025/">EN İYİLERİM VE ÖDÜLLERİ (2025)</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>S.Ümit ÇETİNKAYA <strong><em>Delikanlıca</em></strong> yazdı.</p>
<p>Merhaba! Elveda derken 2025 yılının en son yazısıyla sizlerle beraberiz sevgili dostlar. Şimdi bu yıl da sezonun en iyilerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii bu liste tamamen benim kendi görüşlerimi ve kriterlerimi ifade ediyor. Herkesin enleri farklıdır. Çünkü: <strong>“Zevkler ve renkler tartışılmazdır.”</strong> Hadi beraber bakalım:</p>
<p>Yılın animasyon filmi: Rafadan Tayfa &#8211; Kapadokya</p>
<p>Yılın aile dizisi: Mehmed: Fetihler Sultanı TRT-1</p>
<p>Yılın dijital içerik platformu: Tabii (TRT)</p>
<p>Yılın tanışılanı: Hüseyin Akın<br />
Yılın romanı: Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom<br />
Yılın deneme kitabı: Sanat Kanat İçindir – S. Ümit Çetinkaya 🙂<br />
Yılın köşe yazarı: Davut Civelek<br />
Yılın arşivcisi ve üretken müzik yazarı: Selçuk Küpçük<br />
Yılın hikâyecisi: Mehmet Çay – Önce Vatan Diyenler (Halime Çavuş) – KDY</p>
<p>Yılın sosyal medya programcısı: Süreyya Açıkgöz Fun Club Medya TV<br />
Yılın TV yarışma programı: Lingo Türkiye &#8211; TRT 1<br />
Yılın gezgini: Turgay Başyayla ile Lezzetli Tavsiye programı &#8211; TRT 1<br />
Yılın eğitim atölyesi: YEĞİTEK Dijital Beceri Eğitimleri Webinarları<br />
Yılın dergisi: Gerçek Hayat- Albayrak Medya</p>
<p>Yılın kitabı: Toprağına Yabancı Aydın-Bir Dostoyevski Çözümlemesi– Ekrem Özdemir<br />
Yılın biyografi kitabı: Zorlukları Aşarken &#8211; Dr. Tayyar Altıkulaç – TDV Yayınları<br />
Yılın müzik albümü: Ziya Uğur &#8211; Hissiyat</p>
<p>Yılın enstrümantal albümü: Yedi Karanfil serisi</p>
<p>Yılın radyosu: Magic FM – Karabük<br />
Yılın radyo programı ve sunucusu: SuZi Ayyıldız ile Şiir Sandığı – Radyo Şiirce<br />
Yılın en çok dinlenen YouTube şiir kanalı: İsa Karatepe</p>
<p>Yılın en iyi eleştirmeni: Hüseyin Nihal Atsız – Z Vitamini<br />
Yılın en iyi şiir ve müzik programı: Hasan Sağındık-Adem Karabey – Şiir Gibi – TRT Avaz<br />
Yılın şiir klibi: Ahmet Oğuz Gözel – Amida’nın Nefesi<br />
Yılın kameramanı: Barış Gül<br />
Yılın habercisi ve haber mecrası: Mehmet Aşar ve ekibi &#8211; KarabükHaber<a href="http://Merkezi.com">Merkezi.com</a><br />
Yılın kadın girişimcisi: Nuray Alpboğa<br />
Yılın kütüphanecisi ve fikir adamı: Mehmet Kütükçüoğlu<br />
Yılın fotoğrafçısı: Cemil Belder</p>
<p>Yılın kulüp danışmanı: Mesut Doğan &#8211; KBÜ</p>
<p>Yılın profesörü: Ramazan Cansoy &#8211; KBÜ</p>
<p>Yılın en iyi babası: Mesut Çetinkaya</p>
<p>Yılın en misafirperveri: M. Burak Çetinkaya</p>
<p>Yılın evlisi: Niyazi Doruk</p>
<p>Yılın tedirgini: Ömer Berat Çetinkaya<br />
Yılın en iyi öğrencileri: Hamza Çetinkaya, Ayşe Begüm Çetinkaya<br />
Yılın imam-hatibi: Ali Kendir</p>
<p>Yılın aile danışmanı: Ramazan Gümüş (Öz Bilinç Danışmanlık) &#8211; Karabük<br />
Yılın sanat içerikli en iyi internet sitesi: <a href="http://asanatlar.com">asanatlar.com</a><br />
Yılın bağlama tutanı: Serdar Çakmak</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>31.12.2025</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/en-iyilerim-ve-odulleri-2025/">EN İYİLERİM VE ÖDÜLLERİ (2025)</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/en-iyilerim-ve-odulleri-2025/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLKLENDİRİLİYOR</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/ilklendiriliyor/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/ilklendiriliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 14:48:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=34781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serdar Hocam’la beraber yazıcı kuruyoruz. Önce kutudan özenle çıkarttık yeni gelen cihazımızı. Meraklıyız; çünkü her geçen gün ya da saat demeliyim hızlanarak ilerliyor ve gelişiyor teknoloji adını verdiğimiz şey. Mavi koruma bantlarını söktükten sonra sıra geldi prize takıp ön ayarları yapmaya yazıcının küçük ekranından. Bir ibareyi okuyoruz. Cihazımızın dilini öncelikle “Türkçemiz” yapıyoruz. Güzel dilimiz: “Türkçemiz”. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/ilklendiriliyor/">İLKLENDİRİLİYOR</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-34784 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/12/dddd-1-1.jpg" alt="" width="181" height="195" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/12/dddd-1-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/12/dddd-1-1-42x45.jpg 42w" sizes="(max-width: 181px) 100vw, 181px" />Serdar Hocam’la beraber yazıcı kuruyoruz. Önce kutudan özenle çıkarttık yeni gelen cihazımızı. Meraklıyız; çünkü her geçen gün ya da saat demeliyim hızlanarak ilerliyor ve gelişiyor teknoloji adını verdiğimiz şey.</p>
<p>Mavi koruma bantlarını söktükten sonra sıra geldi prize takıp ön ayarları yapmaya yazıcının küçük ekranından. Bir ibareyi okuyoruz. Cihazımızın dilini öncelikle <strong>“Türkçemiz”</strong> yapıyoruz. Güzel dilimiz: <strong>“Türkçemiz”</strong>.</p>
<p>İlerleyerek yazıcının bizi yönlendirmesiyle kurulumu tamamlamaya çalıyoruz. Aynı zamanda cihaz bilgisayarımıza da bağlı ve bilgisayarın onu tanıması için gerekli sürücü dediğimiz yazılımlarını kurmaya başlıyoruz.</p>
<p>Serdar hocam böyle şeyleri çok sever: kendisi ilçemizin <strong>“Coğrafyacısı”</strong> ama teknolojisever bir idarecisi aynı zamanda. Bizi yönlendiren yazıcının ekranında bir ibare görüyoruz, yanıp sönüyor: <strong>“Yazıcınız İlklendiriliyor!”</strong></p>
<p>Evet, yanlış okumuyorsunuz:<strong> “Yazıcımız İlklendiriliyor!”</strong>. Düşünüyoruz ilklendirilmek deyince neyi kastediyor acaba? Aslında ufak bir nüans ya da çeviri hatasıyla karşı karşıya mıyız diye düşünüyorken; mesajın anlamını söyleyiveriyorum ağzımdan kaçırarak. Sanırım yazıcı kutusundan çıkartılıp ilk defa başlatılıyorken “initialization” kelimesini güzel Türkçemize böyle yorumluyor veya çeviriyor. <strong>“Initialization = İlklendirilmek”</strong></p>
<p>Bu kelimeyi okuldan eve giderken yolda ve akşam evdeyken de düşünüyorum:<strong> “İlklendiriliyor!”</strong> Biraz TRT-2’de sanat izledikten sonra yeni çağrışımlar eşlik ediyor bana.</p>
<p>Acaba hayatımızda neleri ilklendiriyoruz ya da nelerle ilklendiriliyoruz?</p>
<p>Mesela doğumumuz bu dünya hayatına bir ilklendirilme değil mi?</p>
<p>İlk konuşmamız: <strong>“Anne ya da baba”</strong> deyişimiz dile gelmenin ilklendirilmesi değil mi?</p>
<p>Yeryüzünde yürümek için ilk adımlarımızı ilklendiriyoruz.</p>
<p>Tuvalet alışkanlıklarımızı ilklendiriyoruz ilkin. Zor oluyor biraz da ama oluyor, alışıyoruz.</p>
<p>Sonra uzun bir maraton olan eğitim maceramızın okullarına ilklendiriliyoruz. Anasınıfı ya da ilkokula. 4-5 yılımız burada okulda geçiyor.</p>
<p>Sonra ortaokul ilklendirilmesi, o bitince iyi bir liseye ilklendirilmek.</p>
<p>Bilahare; nitelikli bir üniversiteye ilklendirilmeyi yaşıyoruz. Gerçi biz tercihler yapıyoruz.</p>
<p>O bitince iş hayatına, sonra bir yuva kurmaya ilklendiriliyoruz. Sonra çoluk çocuk ilklendirmeleri. Sonra yaşlanıyoruz. Başa dönüp <strong>“her şeyi yeniden ilklendirebilsem daha iyi olurdu”</strong> diyoruz ve aslında hayatın sonu da başka bir ilklendirilmeye kapı aralıyor. Ağzımızın tadını kaçırana: Ölüme.</p>
<p>Böyle deyince <strong>“ilklendirme”</strong> daha bir anlamlı geliyor. Şöyle bir sözü redakte etmek istiyorum izninizle:</p>
<p><strong>“Dünyada nasıl yaşarsanız öyle sonlandırılırsınız; Nasıl sonlandırılırsanız da öyle dirilmeye ilklendirilirsiniz.”</strong></p>
<p>Demek ki; Sonsuzluğun da iliklerimize işlemesi gereken bir ilklendirilmesi var; Diriliş gibi…</p>
<p><strong>Not: Hicri mübarek üç aya: Recep, Şaban, sonrasında mübarek Ramazan aylarına ve de miladi 2026 yılına ilklendirildiğimiz şu zaman diliminde sizlere nice bereketler ve nasipler diliyorum. Bu gece idrak ve rağbet edeceğimiz Regaip Gecemizde bizleri de dualarınızda unutmayınız. Selam ve dua ile…</strong></p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong></p>
<p>25 Aralık 2025, Perşembe</p>
<p>Ağlı</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/ilklendiriliyor/">İLKLENDİRİLİYOR</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/ilklendiriliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞEKER, ÇİKOLATA VE TELEVİZYON</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/seker-cikolata-ve-televizyon/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/seker-cikolata-ve-televizyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 13:33:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=33106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Satılmış Ümit Çetinkaya DELİKANLICA yazdı. ŞEKER, ÇİKOLATA VE TELEVİZYON İçinde çocukların olduğu bir işiniz varsa onları gözlemlemek daha kolay oluyor. Bazımız diyecektir ki istisnasız herkes, “çocukluk” denen o saf dönemden geçmiştir. Evet, doğru ama bizim çocukluğumuzla şu anki çocukluk pek çok bakımdan örtüşmüyor. Ama “çikolata” denince nedense herkes birden çocuklaşıveriyor. Çoğunlukla yoğun şeker ya da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/seker-cikolata-ve-televizyon/">ŞEKER, ÇİKOLATA VE TELEVİZYON</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-33109 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/12/dddd-1.jpg" alt="" width="182" height="196" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/12/dddd-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/12/dddd-1-42x45.jpg 42w" sizes="auto, (max-width: 182px) 100vw, 182px" />Satılmış Ümit Çetinkaya DELİKANLICA yazdı.</p>
<p><strong>ŞEKER, ÇİKOLATA VE TELEVİZYON</strong></p>
<p>İçinde çocukların olduğu bir işiniz varsa onları gözlemlemek daha kolay oluyor. Bazımız diyecektir ki istisnasız herkes, <strong>“çocukluk”</strong> denen o saf dönemden geçmiştir. Evet, doğru ama bizim çocukluğumuzla şu anki çocukluk pek çok bakımdan örtüşmüyor.</p>
<p>Ama <strong>“çikolata”</strong> denince nedense herkes birden çocuklaşıveriyor. Çoğunlukla yoğun şeker ya da şeker benzeri tatlandırıcılarıyla dişlerimizin arasına aldığımız o uzun kırmızı jelatinle kaplı yiyecek pek de masum değilmiş. Ama etkilediği kitle pek masum olan çocukluğumuz ve çocuklarımız.</p>
<p>Geçenlerde bir platformda, doktor olduğu anlaşılan birinin akıcı videosunu izliyorum. Konu: <strong>“Şeker nedir? Neler şeker yerine geçer? Şeker gerçekten ne kadar zararlıdır?”</strong> babında ilerliyor. Konu doğal olarak kiloya, obeziteye, karaciğer yağlanmasına, insülin direncine ve şeker hastalığına geliyor.</p>
<p>İçinden lifleri alınmış, vücudun gıdayı sindirmesi için herhangi bir müdahalesine gerek bırakmayan hazır ya da fastfood tarzı beslenmenin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyor. Anlaşılan beyaz un, pasta, poğaça, hazır çikolatalar, pamuk şekerler pek de şeker şeyler değil. Bunlar bizim çocukluğumuzda da revaçtaydı şimdi artarak insanların midelerine iniyorlar. Yani kötülükler midemize yuva yapmış durumdalar. Oradan başka ne kötülükler doğar varın siz düşünün. Mideden sindirilmeden direkt bağırsaklarımıza dolanan bu itici besinlere artık bir dur dememiz gerektiği konusunda hepimiz hemfikirizdir diye düşünüyorum.</p>
<p>Ambalajları renklendirilmiş, insanın hayır diyemeyeceği şekilde cafcaflı bir ürün silsilesi ile karşı karşıyayız sevgili dostlar. Işıklı raflarında hareketsiz de dursalar aslında pek de masum değiller. Günümüzde şu anki çocuklar için her yerde (mahalle bakkalında, markette, büfede) olduklarından hep göz önündeler.</p>
<p>Seksenlerde ve doksanlı yıllarda sokakta oynamış çocuk olmak, aslında çoğu teknolojik şeyden de mahrum olmaktı. Televizyon denen, ışıklı görüntü ve ses yayan cihaz çok çekici bir şeydi. Kanalların bile olmadığı, bir kanalın evimize zor girdiği zamanlar. Şimdi öyle mi? Tabiî ki değil. Şimdi yüzlerce TV kanalı evimizde top koşturup cirit atıyorlar. Dizi, şov ve benzeri program platformlarını da buna eklemek lazım elbette. Hem de bizi ruhsal olarak etkilesin veyahut beslesin diye de üzerine abonelik sistemiyle para veriyoruz. Yani paramızla etki altına alınmaya göz yumuyoruz. Nedense çok renkli, ışıklı, büyük ve cafcaflı ekranlar bizi başka cezbediyor. Monitörler şeker gibi tatlı gösteriliyor.</p>
<p>Mesela <strong>“Televizyon izliyor musun?”</strong> sorusunu yanlış kişiye sorduğumuzda aldığımız cevap <strong>“Ben televizyon izlemiyorum!”</strong> oluyor. Eğer bu soruyu doğru kişiye sorduğumuzda<strong> “Bal gibi TV izliyorum!”</strong> yanıtını alıyoruz ya da almak zorundayız. Televizyon kelime anlamı olarak<strong> “uzaktan görüntü”</strong> demek olduğundan mavi ışık yayan ekranlı olan her şey doğal olarak <strong>“televizyon”</strong> yerine geçiyor. Buna televizyon, tablet de dâhil. İnanın günümüzde çocukluğumuzdakinden daha çok ekrana bakıyoruz ve bu süreyi de giderek artırıyoruz.</p>
<p>Şu an öğrencilerimin çoğu bir hata yapınca bile kâğıtlarını buruşturup çöpe atmaktan imtina etmiyorlar. Defterlerini hiç söylemiyorum bile. İlkokul ve ortaokul zamanlarımda ödev yapmak için A-4 kâğıdını kırtasiyeden tek tek aldığımızı hatırlarım. Aslında kâğıt aziz şey biz yazarlar için. Çünkü yapıldığı malzeme olan ağaç da aziz bir şey.</p>
<p>Asıl aziz ve kutsal olan şeylerimiz konusunda hemfikiriz:</p>
<p>Hayatımız, sağlığımız ve vaktimiz!</p>
<p>Ne yazık ki; çocukluğumuzda sağlığımızı, gençliğimizde vaktimizi ve genelde hayatımızı pek ciddiye almıyoruz.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong></p>
<p>26.11.2025</p>
<p>Ağlı/Kastamonu</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/seker-cikolata-ve-televizyon/">ŞEKER, ÇİKOLATA VE TELEVİZYON</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/seker-cikolata-ve-televizyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>B(AKIŞTA) KALMAK</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/bakista-kalmak/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/bakista-kalmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 15:51:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=29838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat, biz küçükken olduğundan daha hızlı akıyor artık yeni dünyamızda. İnsanlar, sürekli bir şeyleri, bir yerlere yetiştirmek ya da kendisi gibi kalabilirse, bir yerlere yetişmek zorunda hissediyor. “His” diyorum, çünkü belirgin bir şekilde dürtüyor artık bu hissiyat bizi. 80’li yıllarda çocuk olmanın verdiği hissiyatla, 90’lı yıllarda genç olmanın verdiği duygusal tazelik çoğunlukla örtüşüyor. Milenyumla beraber, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/bakista-kalmak/">B(AKIŞTA) KALMAK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-29840 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/10/dddd-1.jpg" alt="" width="181" height="195" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/10/dddd-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/10/dddd-1-42x45.jpg 42w" sizes="auto, (max-width: 181px) 100vw, 181px" />Hayat, biz küçükken olduğundan daha hızlı akıyor artık yeni dünyamızda. İnsanlar, sürekli bir şeyleri, bir yerlere yetiştirmek ya da kendisi gibi kalabilirse, bir yerlere yetişmek zorunda hissediyor. <strong>“His”</strong> diyorum, çünkü belirgin bir şekilde dürtüyor artık bu hissiyat bizi.</p>
<p>80’li yıllarda çocuk olmanın verdiği hissiyatla, 90’lı yıllarda genç olmanın verdiği duygusal tazelik çoğunlukla örtüşüyor. Milenyumla beraber, özellikle dijital hayatın da, insanın vaktine ve tecrübesine girmesiyle birçok şey değişti.</p>
<p>Artık <strong>“ev genci” t</strong>abirini yadırgamıyoruz. Ev gençleri ne okulda ne de işte yer alıyor. Okul bitince, gördükleri rüyadan uyanıyorlar. Ne başka şeyler okuyup kendilerine yatırım yapmak ne de ekonomik özgürlükleri için çalışmak istiyorlar. Belki de çevrelerindekilerden etkilenip <strong>“Okuyup da başımıza ne olacaksın?”</strong> ya da <strong>“Çalışsan da emeğinin hakkını alabilecek misin?”</strong> sorularının muhatabılar. Belki de hiç muhatap bile alınmıyorlar. Okuyanlar, paçalarını sıvayıp dereleri geçerlerken ya da çalışanlar yorgunluktan, bu zümre-i âdemi göremiyorlar bile.<br />
Sakın ha çok Türk dizisi izliyorsun galiba, demeyin lütfen! İnanın; hayat ya da yaşam, o dizilerden çok daha çetrefilli. Yün yumağı gibi tüğün olup dolandığımız hayat, bizim başımıza ne çoraplar örüyor, ya da bize ne badireler atlatıyor kim bilir.</p>
<p>Her şeye rağmen didinmek ve hayatta kaldığımız sürece ona bir şeyler katmak gerekiyor. Böyle yaptığımız sürece hayat da bize mutlaka bir şeyler katıyor.</p>
<p>Örnek var mı, diye sorabilirsiniz. Elbette var, hem de çok var. Bunun için sanırım biyografik kitaplar okuyabilirsiniz benim sevdiğim gibi. Aslında hayata da biraz fırsat verip olayları akışına bırakmak gerekiyor. Tabii gerekli önlemleri almamız ve satrançta olduğu gibi bütün tuşları yerli yerine ve kendi yerine koymamız icap ediyor.</p>
<p>Peki, bu kolay bir şey mi? Elbette değil. Yarının bize neler getireceği belli değil, fakat bugünü değiştirebiliriz. Göreceksiniz ki; bugünü değiştirdiğinizde yarına daha umutla bakacaksınız. Kuzenimle, geçen gün telefonla konuşurken, işsizkenki birer çikolatalı gofret ve soda eşliğinde gezerken kurduğumuz hayallerin, şu an hemen hepsinin gerçekleştiğini fark etmekteyiz.<br />
Ama biz o hayalleri kurarken de hep akıştaydık sevgili dostlar. Birlikte radyo programları yaparken de o hep bir yerlerde çalışıyordu. Ben de görev geldiği müddetçe ücretli öğretmenliğime devam ediyordum ve tabiî radyoya. Ve biz o bugünü yaşarken, şu anki yaşadığımız yarınımızı inşa ettiğimizi belki de göremiyorduk ya da tahayyül dahi edemiyorduk. Ama hayallerde yaşıyorduk, dualar ediyorduk ama çaba da sarf ediyorduk. Belki de yakından uzaktan ağzı dualı birilerinden dua da alıyorduk, kim bilir.</p>
<p>Sevgili dostlar, şu hayat senfonisinde kimin duasının kabul olabileceğini bilemiyoruz. Hatta bu kendiniz bile olabilirsiniz. Bir gün zor bir anınızda ters bir dua edersiniz ve onun kabul edildiğini fark ettiğiniz anda her şey çoktan geçmiş olur. Kendinize de geçmiş olsun dersiniz.<br />
İşte kendimden de örnek verdim ve biraz da yakınlarımdan.</p>
<p>Hayata olan bakışınızı değiştirip sadece bakışta kalmakla yetinmeden biraz da olsa <strong>“Akış”</strong> ta olun lütfen. Çünkü aynı bakış açısıyla farklı sonuçlar ya da değişimler beklemek hayatı daha da zorlaştırmak oluyor.<br />
Su gibi aziz olun… Selam ve dua ile…</p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong><br />
29.09.2025<br />
Ağlı/Kastamonu</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/bakista-kalmak/">B(AKIŞTA) KALMAK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/bakista-kalmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RAMAZAN ALGORİTMASI</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/ramazan-algoritmasi/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/ramazan-algoritmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2025 09:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=16083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Algoritma, bir problemi çözmek için gereken adımların kendi birikiminize uygun olarak ayrıntılı olarak tasarlanıp yazılmasıdır. Peki, bizim için her yönden kutsal olan hayatımızı kime ve neye göre, hangi algoritmalara göre yazacağız? “İşte buna hayatımızın inanç algoritması diyebiliriz. İbadetlerimiz de bunun fiiliyata geçmiş halidir. Şu sözü çok seviyorum: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız.” Artık 1446 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/ramazan-algoritmasi/">RAMAZAN ALGORİTMASI</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Algoritma, bir problemi çözmek için gereken adımların kendi birikiminize uygun olarak ayrıntılı olarak tasarlanıp yazılmasıdır. Peki, bizim için her yönden kutsal olan hayatımızı kime ve neye göre, hangi algoritmalara göre yazacağız? “İşte buna hayatımızın inanç algoritması diyebiliriz. İbadetlerimiz de bunun fiiliyata geçmiş halidir. Şu sözü çok seviyorum: “<strong>İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız.”</strong></p>
<p>Artık 1446 Ramazan ayı arifesindeyiz. Bir Ramazan ayını daha idrak etmekte yarışacağız inşallah.</p>
<p>Kırk yılı aşkındır Ramazanı idrak etmeye çalışıyorum ailemle beraber. Şimdi gurbetteyim. Sizce “on bir ayın sultanı” denen “Ramazan” bizi ve hayatımızı nasıl yönlendiriyor? Sizler aldığınız her nefesin, orucun da etkisiyle, Fi Sebilillah, ihlas ve ihsanla geçeceğini biliyorsunuz.</p>
<p>Peki, Şehr-i Ramazan nelerle idrak olunur: ilk oruçlu günden önce ‘Teravih=Rahatlama namazıyla’ başlarsınız adapte olmaya bu aya. Evlere sahurluklar ve iftariyelikler alınır. Hurmalar, ramazan pideleri sofralarımızı süsler. Gece sahura kalkılır tüm aile efradıyla ve coşkuyla. Hafif yemekler yenir. Ağızlar çalkalanır. O günün orucuna samimiyetle niyet edilir. Sabah namazları güne zinde başlamanın anahtarıdır.</p>
<p>Oruçlu rahattır. Gün boyunca yeme-içme derdi olmadığı için işine odaklanmıştır. Sabırla, kimseyle dalaşmadan, tartışmadan, kendi çapında işini yapar ve işten çıkışı bekler. Eve gidince ikindi olmuştur; namazını kılar, oturur hatim başına bir cüz okur ya da mukabeleye gider, daha da sevap alır. Evde olanlar da vakitlerini dualarla geçirirler.</p>
<p>Ve sonra iftar sevinci başlar. Anneler, eşler, çoluk çocuk, iftarda en güzel hünerlerini gösterirler. Vakit tamam olunca, Euzü-Besmele çekilerek yemekler, tarifler, çorbalar, etli yemekler, hoşaflar; beylerin de yardımıyla salatalar yapılır. Evin şirin çocukları akşam sevinci yaklaşırken fırınlara yumurtalı pide almaya gönderilir. Aile dostları iftar daveti verirler. Tatlı bir davet telaşı da başlar.</p>
<p>Sonra toplu olarak akşam namazları kılınır. Dualar edilir. Çaylar demlenir. Birkaç bardak çay içilir. <strong>“Hadi bu akşam şu camiye gidelim de teravihi bu yeni camide kılalım”</strong> denir. Ramazana has kılınan “rahatlama” namazının tadı da bir başkadır. Gece erken yatılır, çünkü içinde rahmet ve bereket barındıran sahura kalkılır.</p>
<p>Ramazanın son gününde biliyorsunuz Kadir Gecesi vardır. Bin aydan daha hayırlıdır ve Kur’an-ı Kerim’de kendi adında özel bir sure de vardır. İsteyenler yine son on gün itikâfa girerler ve nefs denen yaratığa ruhsal bir yolculuk yaptırırlar.</p>
<p>Bu döngü, bir ay boyunca disiplinli bir şekilde <strong>“Ramazan Algoritması”</strong> şeklinde devam eder. Sonunda da tatlı bir huzur olacak “bayram” bizi bekler.</p>
<p>Algoritma kavramına yabancı değiliz. Sosyal medya kullananlarımız; Facebook Algoritması, Google’ın Algoritması, Youtube’un Algoritması, Instagram Algoritması ve Twitter Algoritması olduğunu bilirler. Peki, artık popülerleşmiş “Yapay Zekâ” da bu algoritmaları yöneten bir fonksiyonsa, hayatımızı tamamen bunlar yönlendiriyor diyebiliriz. Bundan yakınanlara bakarsanız, çoğu duyarlı ve dindar insanlardır. Ama akıllı insanlar kendilerini “teknolojinin” ve çok çeşitli atraksiyonlarla “yapay zekânın” ya da “sosyal medyanın” yönlendirmesini ister mi acaba?</p>
<p>Şimdi soruyorum efendim: Siz olsanız Şehr-i Ramazanınızı; bu tatlı disiplini, bu arınma ayını, (a)sosyal medyanın algoritmaları eşliğinde hebâ eder miydiniz?</p>
<p>Bizi de içten dualarınızda hatırlarsanız seviniriz.</p>
<p>Ramazan ayınız mübarek, dualarınız kabul, amelleriniz makbul olsun.</p>
<p>Kalın sağlıcakla.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>e-mail: umitsat78@gmail.com</p>
<p>27 Şubat 2025</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/ramazan-algoritmasi/">RAMAZAN ALGORİTMASI</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/ramazan-algoritmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOĞU AZALTMAK, AZI ÇOĞALTMAK</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/cogu-azaltmak-azi-cogaltmak/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/cogu-azaltmak-azi-cogaltmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Feb 2025 13:16:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=14878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen gün NTV’deki Hayatın Senin Elinde isimli programda Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nu dinliyorum. 70’li yaşlarında genç bir delikanlı kendisi. Bu yazının yazılma fikri de onu dinlerken oluştu sevgili dostlar. Osman Hoca son cümlelerinden birinde 40 hele de 50 yaşından sonra bazı şeyleri azaltmaktan bahsediyor. Mesela: evinizi küçültün; hayatınızdaki insan sayısını azaltın; az eşyanız olsun, rahat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/cogu-azaltmak-azi-cogaltmak/">ÇOĞU AZALTMAK, AZI ÇOĞALTMAK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14879 alignright" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/02/dddd.jpg" alt="" width="220" height="237" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/02/dddd.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/02/dddd-42x45.jpg 42w" sizes="auto, (max-width: 220px) 100vw, 220px" />Geçen gün NTV’deki Hayatın Senin Elinde isimli programda Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nu dinliyorum. 70’li yaşlarında genç bir delikanlı kendisi. Bu yazının yazılma fikri de onu dinlerken oluştu sevgili dostlar.</p>
<p>Osman Hoca son cümlelerinden birinde 40 hele de 50 yaşından sonra bazı şeyleri azaltmaktan bahsediyor. Mesela: evinizi küçültün; hayatınızdaki insan sayısını azaltın; az eşyanız olsun, rahat edersiniz diyor.</p>
<p>Gelelim nerde çokluk olduğuna. Özellikle günümüzde sosyal medyada takipçi kasan Youtuberlar ya da influencerlar, toplumu etkileyenler diyebiliriz buna, oldukça arttı. Malum bendeniz de küçük de olsa şiir ve kültür-sanat ağırlıklı bir YouTube hesabına sahibim. Bizden sonra sesimiz ve eserlerimiz kalsın mantığıyla yapıyorum bu hobimi. Bunu yaparken başka amaçlarım da var tabi, ama bunlar arasında milyonlar bizi takip etsin gibi bir kaygım da yok.</p>
<p>İş icabı, sosyal medyayı ve de televizyonu takip etmek durumunda olan insanlar var bizim gibi. Öğretmenler yoksa nerelerden beslenecekler? Elbette kitaplar çok iyi bir arkadaş ve kaynaktır herkes için olduğu gibi biz öğretmenler için de. Yapılan bir araştırma, video ya da görüntü izlemek, kitap okumaya tercih edilir oldu, diyor. Artık yapay zekâda ses teknolojisinin gelişmesiyle de beraber kitaplar okunur değil dinlenir oldu. Sesli kitaplar aynı hazzı ve dinginliği verir mi bilmiyorum ama teknoloji hayatımızdaki zamanımızı alır ve de yönlendirir de oldu. Bunu azaltmak mümkündür elbette diye düşünüyorum.</p>
<p>Artık hayat organizerları cep telefonu uygulamaları, sağlık bilgilerimizi istatistikleyen akıllı saatlerimiz ve işimizi bazı konularda çokça kolaylaştıran yapay zekâlarımız var. Hayatımızda belki yapamayacağımız işleri onlara yaptırabiliyoruz. Bize önerilerde bile bulunur hale gelmiş durumdalar bazı yazılımlar. Hele robotlar. Onlara değinmiyorum bile.</p>
<p>Örnek olarak, Youtube kanalımdaki Suçlu Şiirler-Yapay Zekâ Şarkıları verilebilir. Ömrüm billah uğraşsam yapamazdım belki de şiirlerimi besteletmeyi, ama artık mümkün. Güzel proje oldu bence de.</p>
<p>Önceleri Minimalizm’le ilgili bir yazı yazmıştım bir kitap üzerinden. Biliyorsunuz minimalist bir yaşam insanı çok meşgul etmez. Evimizde kullanmadığımız eşyadan başlayabiliriz bu sürece. Şöyle yapın, böyle yapın diye öneriler verip tavsiye noktasında hissetmiyorum pek kendimi.</p>
<p>Prof. Osman Müftüoğlu şunları ekliyor sağlıklı yaşam konusunda. Kilolu birisi için ilk öncelik kilosunu azaltmaktır. Kolesterolü yüksek bir insan için öncelik bunu düşürmektir yani azaltmaktır. Şeker hastası bir birey içinse birincil konu onu dengelemektir. Tansiyon hastası için tansiyonunu optimize etmek önceliktir. Ayrıca, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, “Geç Kalma Genç Kal” isimli kitabında “Longevity”nin bilimsel temellerini keşfe çıkararak, her bireyin kendi yaşam kalitesini nasıl yükseltebileceğini gösteriyor. Orada önemli beş konuya değiniyor. Bize; beslenme, uyku, egzersiz, zihin sağlığı ve sosyalleşmenin, sağlıklı yaşlanmanın anahtarı olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Ezcümle, tıpkı zarar eden bir işletme gibi hayatımızda belli noktalarda küçülmeye ve azalmaya gitmemiz gerektiği gün gibi ortada. Buna göre bazı insani şeyleri de çoğaltmamız lüzumlu.</p>
<p>Türk Dil Kurumu tarafından, yaklaşık bir milyon kişinin katıldığı halk oylamasında “2024 Yılının Kelimesi/Kavramı” olarak “kalabalık yalnızlık” kavramının seçildiği açıklandı. Sadece bunu söylesem bile derdimi anlatabileceğimi düşünüyorum.</p>
<p>Bilirsiniz: Bizim toplumumuzda “Azı karar, çoğu zarar!” diye de bir cümlemiz var. Ancak bu işin bir de Orta’sı var. O da; “ÇOĞU AZALTMAK, AZI ÇOĞALTMAK” olabilir mi, ne dersiniz?</p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong></p>
<p>15.01.2025, Ağlı/Kastamonu</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/cogu-azaltmak-azi-cogaltmak/">ÇOĞU AZALTMAK, AZI ÇOĞALTMAK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/cogu-azaltmak-azi-cogaltmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8:KIRK</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Ümit ÇETİNKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=12033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadece bir zaman birimi değildir 8:40. Yeni başlangıçların, uzun yürüyüşlerin, bir nevi sabahleyin yapılan spor aktivitesinin ulaşılacak bir konumudur. Sene: 1995. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde günün ilk dersinin başlangıç saatidir 8:40. ODTÜ’de iken zaman ne de çabuk geçerdi. Gerçi hala öyle, ama o zamanlar gençlik vaktimizde o hıza daha rahat ayak uydurabiliyorduk biz ODTÜ’lüler. 8:40 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/">8:KIRK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12034 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-1.jpg" alt="" width="238" height="256" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-1-42x45.jpg 42w" sizes="auto, (max-width: 238px) 100vw, 238px" />Sadece bir zaman birimi değildir 8:40. Yeni başlangıçların, uzun yürüyüşlerin, bir nevi sabahleyin yapılan spor aktivitesinin ulaşılacak bir konumudur.</p>
<p>Sene: 1995. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde günün ilk dersinin başlangıç saatidir 8:40. ODTÜ’de iken zaman ne de çabuk geçerdi. Gerçi hala öyle, ama o zamanlar gençlik vaktimizde o hıza daha rahat ayak uydurabiliyorduk biz ODTÜ’lüler.</p>
<p>8:40 dersine yetişebilmek önemliydi 90’lı yıllarda. İlk derse yetişebilmek&#8230; Bazen kolaydı, bazen zordu. Bu kolaylıklar ve zorluklar yerleşkeye uzak ya da yakın bir muhitte oturmanıza bağlıydı. Okula yakın bir yerde oturmak ve dahi A-4 kapısından kampüse girip yürüyerek derse vaktinde ulaşmak büyük lüksmüş, onu sonradan anladım.</p>
<p>Sonradan öğrendiğim bir başka deneyim de ODTÜ’nün otostop kültürüydü. Büyük ihtimal şu an bile devam ediyordur bu alışmışlık. Hazırlık sınıfındayken ODTÜ’ye yakın bir yerde bekâr evinde kalırken, sabah kahvaltısı sonrası yola çıkar, bir ihtimal otostopa duracak bir gönüllü arardık. Bu da çoğunlukla ya hocalar ya da zengin öğrenci takımı olurdu.</p>
<p>Otostopa duran olmadı mı (zaten sağ elimiz bu modda olurdu) ver elini A-4 kapısı. A-4 kapısı çok da uzak değildi aslında. On dakikada geçerdiniz bu kapı girişinden, tabiî öğrenci kimliğinizle. Kapıdan geçince önünüzde bir iniş yolu sizi karşılar. Zaten ayaklarınızı salıp adım atmanız yeterlidir bu yolu inmek için.</p>
<p>Aşağıda sizi sol tarafta ODTÜ EBİ Misafirhanesi ve SunShine Cafe karşılardı; sağ tarafta ise hocalara tahsis edilmiş konutlar. Tam karşınızda ise 2. Yurt tüm heybetiyle sizi selamlamaktadır. Yokuş bitince sağa dönüp ilerlerseniz sağda İş Bankası, onun alt tarafında PTT ve diğer bankalar ve en nihayetinde ODTÜ Çarşı ya da alışveriş merkezi sizi karşılar.</p>
<p>O gün PTT durağından kalkan servise yetişebilmişseniz eğer ODTÜ’nün Eğitim Fakültesi’ne kadar giden bir Ring otobüsüne binme bahtiyarlığına nail olmuşsunuzdur ve 8:40 dersine erkence gidebilme kapısını açmışsınız demektir. Dersten önce de bir çay içimlik süre de kalmıştır zaten size mutlulukla.</p>
<p>Bu ring kaçmışsa eğer, çoğunlukla dakika ya da saniyelerle kaçardı ve çoğu zaman arkasından bakar duygulanırdım, hadi o gün yürüyüş günüdür. Oradan Eğitim Fakültesi ortalama yarım saat sürer tabanwayla. Hadi pabuçlara kuvvet o zaman!</p>
<p>Sonraları başka bir muhite taşındım. Bu yerlerden biri Kolej Libya Caddesi’ne yakın olan İncesu Caddesi tarafındaydı. Sonraları oradan ayrılıp Kızılay’ın Meşrutiyet Caddesi’nin bitimindeki ve metronun Kolej durağından Libya Caddesi’ne doğru gelince Mithatpaşa Caddesi’yle kesiştiği yerde olan Sivaslılar Yurdu’nu mesken tuttum. Sabahları daha erken uyanıp yurdun hemen karşısındaki çile bayırını tırmanıp sabahları genelde boş olan Kızılay’ı da geçip ya ODTÜ minibüs duraklarına ya da ODTÜ’ye giden belediye otobüsüne ulaşmam gerekiyordu. Otobüs hem çok bekletiyor, hem de bayağı kalabalık oluyordu.</p>
<p>Artık ODTÜ’nün A-4 kapısını unutmuş, genelde ana giriş-çıkış olarak kullanılan A-1 kapısını kullanır olmuştum. Sonradan A-1 kapısının yakınına ODTÜ-Kızılay Metrosu gelecekti. Bu şimdiki öğrenciler için büyük imkândı. Bizim zamanımızda yoktu tabiî bu metroyla gelebilme olayı.</p>
<p>Vaktinde mezun olamayınca, sonradan baktım bu olay böyle olmayacak ODTÜ’nün içindeki kendi yurtlarında kalmaya karar verdim. 2. Yurt ’ta ve 1. Yurt ‘ta rahat da ettim. Artık yukarıda bahsettiğim eski yolu pek kullanmıyordum. Yurtlar bölgesinden çıkınca ODTÜ Devrim Stadyumu’nun bulunduğu güzergâhı kullanıyordum. Sağ alt tarafta da basket ve toprak futbol sahaları ve de Gymnasium binası bütün heybetiyle görülebiliyordu. ODTÜ içinde iklim bile farklıydı. Belki de yoğun bir ağaçlık alan olmasındandı, bu geniş üniversitenin.</p>
<p>8:40 sonlara ve mezuniyete doğru beni mutlu etmeye bile başlamıştı.</p>
<p>Hala tatillerde ODTÜ’ye giderim. Metroyla da gelirim ya da ODTÜ içine girmeyip düz devam eden minibüslerle de. A-1 kapısından minyatür diplomamı gösterip girdikten sonra, eski alışkanlık, otostop çekmek kolaylığını yaşarım. Önce ODTÜ içinde dolaşan toplu taşıma araçları gelirse kapıdan onlara biner, ODTÜ Ormanı’nı seyrede seyrede, hiçbir yere yetişme kaygım olmadan gezerim.</p>
<p>Artık 8:40 vakti hiç kaygılandırmıyor beni. Belki öğrencilik zamanlarımda da kaygılandırmamalıydı ama yetişilmesi gereken bir ilk ders vardı. Belki de çaresi, bazı ODTÜ hocalarının uyguladığı gibi ilk dersi 9:00’da başlatmaktı. Ne dersiniz? Ama ona da geç kalanlar oluyordu demek bana düşmez saygıdeğer dostlar.</p>
<p>Evet, 8:KIRK yalnızca bir ifade değildi. 8:40 anlamlı bir kültürdü veyahut gelenekti.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>23.12.2024</p>
<p>Ağlı</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/">8:KIRK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YANDAN ÇARKLI</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/yandan-carkli/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/yandan-carkli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 08:35:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=11235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz eğitimciler olarak kaynaşmayı çok severiz. Hele ortamda çay ve muhabbet de varsa değmeyin keyfimize. Malazgirt’te görevdeyken, çok iyi bir arkadaş ortamımız vardı. Yalnız bu ortamı kurmak, bir ya da bir buçuk yılımızı almıştı. Bir yere tek tabanca gidiyorsunuz ve sonradan kafa dengi arkadaşlar buluyorsunuz. Bu arkadaş ve muhabbet ortamı o kadar genişliyor ki; candan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/yandan-carkli/">YANDAN ÇARKLI</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11237 alignright" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd.jpg" alt="" width="200" height="215" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-42x45.jpg 42w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" />Biz eğitimciler olarak kaynaşmayı çok severiz. Hele ortamda çay ve muhabbet de varsa değmeyin keyfimize. Malazgirt’te görevdeyken, çok iyi bir arkadaş ortamımız vardı. Yalnız bu ortamı kurmak, bir ya da bir buçuk yılımızı almıştı. Bir yere tek tabanca gidiyorsunuz ve sonradan kafa dengi arkadaşlar buluyorsunuz. Bu arkadaş ve muhabbet ortamı o kadar genişliyor ki; candan dostlar oluveriyorsunuz bir süre sonra.</p>
<p>Muş Malazgirt’te iken bir defasında, sanırım Pazar günüydü, Malazgirt Anıtı’nı ve çevresini gezmeye gitmiştik dostlarla. Gezilesi görülesi bir yerdir. Adeta Malazgirt’in simgesi gibidir. Anıtı gezdik, güzel fotoğraflar da çektik. Lakin çıkarken, duvara tırmanıp dışarıya atlamamız gerekiyordu. Arkadaşlar zorla da olsa başardılar. En son sıra bana gelince, yardım alacak kimse kalmadı. Duvardan da tırmanıp kendimi yukarı çıkartamadım. Sağ olsunlar arkadaşlar yukarıdan ellerini uzatarak tırmanmama yardım ettiler. O günden sonra arkadaşlığın ne kadar kutsal bir duygu ve yardımlaşma mekanizması olduğunu daha iyi idrak edebildim.</p>
<p>Bir gün de yine arkadaş ortamında Meslek Lisesi’ndeyiz. Aklıma bir soru geldi. Hani Anadolu’da yer alan liselere teknik olarak “Anadolu Liseleri” diyebiliyoruz, ama Ülkemizin Avrupa yakasındaki liselere acaba “Anadolu Lisesi” diyebiliyor muyuz? Bu soruya cevap alamadım maalesef. Oradaki ortam da başkaydı.</p>
<p>Şimdiki görev yerimse Kastamonu; bilenler biliyordur. Burada da farklı ve mütevazı bir hayat var. Bu yazımı karlı bir Kasım sonu gününde yazıyorum. Yine muhabbet arasında konuşurken, sabahleyin karlı ve buzlu bayır yoldan, okula çıkamayan arabalarımızdan dem vuruyorduk. Konuya müdahil olduğumda; önden çekişli arabaya zincirin ön tekerlere, arkadan çekişli araba için de zincirin arka tekerlere takılması gerektiğini söyleyiverdim. Bir öğretmen arkadaşımız da, acaba önden çekişli doğru da; arkadan çekişli yerine arkadan itişli mi demeliyiz diye bir serzenişte bulundu. Evet, arkadan çekişli arabalar için “arkadan itişli” demek teknik olarak daha mantıklıydı.</p>
<p>Yine lafa atılıp bunların yerine: “Yandan Çarklı” desek daha espritüel olmaz mı deyiverdim. O sırada yandan çarklı bir çay içiyorduk, muhabbet ederek.</p>
<p><em>Sonradan baktım ki; “Yandan Çarklı” deyiminin üç anlamı varmış:</em></p>
<ol>
<li><em> Şekeri yanına konmuş olan kahve veya çay. “Usta, iki yandan çarklı yap!” gibi.</em></li>
<li><em> Bir omuzu düşük olarak yürüyen kimse.</em></li>
<li><em> Çarkı yanda olan gemi.</em></li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong></p>
<p>26 Kasım 2024</p>
<p>Ağlı/Kastamonu</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/yandan-carkli/">YANDAN ÇARKLI</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/yandan-carkli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR STEM YOLLA…</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/bir-stem-yolla/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/bir-stem-yolla/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Nov 2024 08:34:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[BİR STEM YOLLA]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=9252</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bir Adamın Hikâyesi” denilerek başlayan, Ufuk Bayraktar’ın “Dayı” isimli filminde çok çarpıcı bir dizi replik geçer. Şöyle ki: “Eğer büyütürsem derdimi, büyüttüğüm derdim küçültür beni, eğer küçültürsem derdimi, küçülttüğüm derdim büyütür beni.” Hem anlam hem de nasihat içeren cümleler bunlar. Cumartesi akşamlarının vazgeçilmesi olan TRT dizisi Gönül Dağı’nın son yayınlanan bölümünde ise Ramazan’ın eşi Asuman’ın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/bir-stem-yolla/">BİR STEM YOLLA…</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bir Adamın Hikâyesi” denilerek başlayan, Ufuk Bayraktar’ın “Dayı” isimli filminde çok çarpıcı bir dizi replik geçer. Şöyle ki: “Eğer büyütürsem derdimi, büyüttüğüm derdim küçültür beni, eğer küçültürsem derdimi, küçülttüğüm derdim büyütür beni.” Hem anlam hem de nasihat içeren cümleler bunlar.</p>
<p>Cumartesi akşamlarının vazgeçilmesi olan TRT dizisi Gönül Dağı’nın son yayınlanan bölümünde ise Ramazan’ın eşi Asuman’ın da “Dertli Şov” yapması pek manidardı. Hele dizi boyunca Neşet Ağamın türkülerinin pat diye girdiği anlarda duygulanmamak da elde değil.</p>
<p>Sevgili dostlar; genelde dertli insanların işlerini iyi yaptıklarını söyleyebiliriz. Çünkü onlar “Vatanını en çok sevenlerdir.” Çok da dertlenmeden devam edelim.</p>
<p>Biliyorsunuz; gerçek dünya problemlerini hayatımız boyunca çözmeye çalışıyoruz. Kimimiz; suyumuz çok israf olmasın diye yağmur suyunu bile değerlendirmeyi düşünür. Bazımız; güneşten yararlanarak elektriğini üretir. Çoğumuz; çöplerimizi ayrıştırıp geri dönüştürerek kaynak israfını önlemeye çalışır. Daha az ağaç kesilsin diye kâğıdın arka yüzünü kullananlarımız yok değildir. Doğrusu; tek bir kâğıdı bile doksanlarda kırtasiyeden alırdık. Şimdi o kâğıtları, hiç kaygı duymadan yırtıp atabilen çocuklarımız ve öğrencilerimiz oldu.</p>
<p>İnsanoğlunun yokluğunu hissetmediği bir şeyin bolluğunda karşısına maalesef israf çıkıyor. Tabiî işin içinde bir de tamamen kısmak durumu da var. Buna da genel manada tefrit deniyor. Azlık içinde boğulmak gibi bir şey. İnsan bir bardak suda boğulabilir mi? Bir fil, iğne deliğinden geçebiliyorsa belki de bu da olabilir.</p>
<p>Geçenki “Hayal Bilgisi” başlıklı yazımızda hayallerimizden dem vurup dualarımıza bile hayallerimizi katabilmekten bahsetmiştik. Sonunda “Hayaldi, gerçek oldu” diyebilmek için önce hayal kurabilmek gerekiyor.</p>
<p>Yakın zamanda okullarımızda uygulanmaya başlanılan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz” de sanırım bu kaygılarla düşünüldü ve hayata geçirildi. Evet, derslerin bazılarında sadeleşmeler gerekiyordu. Yıllarca uygulanan sistemde, içerik olarak işlemeyen tarafların işler hale getirilmesi de önemliydi. Süreçte ve sonuçta ne kadar öğretebildiğimizi de ölçebilmek ve geri dönütlerle eksiklerimizi tamamlayabilmek de gerekiyordu. Belki de en önemli kısım da buydu.</p>
<p>Dünyada 21. Yüzyıl Becerileri çoktandır konuşuluyor biliyorsunuz. Pandemide, küresel eğitime değişik yaklaşımlar girdi ve sonrasında dijitalleşme de bunu oldukça farklılaştırdı. Bazı uygulamalarda geleneksel tavır ve yöntemler hala devam ediyor doğal olarak. Bu, bir nevi “analog eğitim” diyebileceğimiz uygulamalarla günümüzün gerçek dünya problemleri aşılabilir mi sizce? Gerçekten gerçek sorunlarımızı çözebilecek miyiz? Eğitim sistemimize bir tasarım olarak STEM (Science-Technology-Engineering-Mathematics” anlayışını daha çok ve verimli nasıl adapte edebiliriz? Egoist ve anlamsız kavgalar ve savaşlarla kirletilen yaşlı dünyamızı güzelleştirebilmek için estetik kaygısı olan sanatçı ve sanatı seven insanlara da ihtiyacımız var. STEM kısaltmasına bu yüzden Art’ı (A) da ekleyebiliriz. Bazıları buna STEAM, bazısı STEM-A diyor.</p>
<p>Sonuçta bunlar, derdi ve amacı olan idealist insanların bir STEM’i olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Kaygı sahibi ya da bir şeyleri başarma arzusundaki insanların çok ve boş konuşmadıklarını ve kendi işleriyle meşgul olduklarını görürsünüz. “Dertlerin kalkınca şâha, bir sitem yolla Allah’a” diyenler, çoğu gerçek yaşam problemlerine çözümler bulma konusunda hünerlidirler.</p>
<p>Sonuç olarak; gerçek dünya problemlerine çözüm bulabilmek için; gerçek dünya çocuklarına ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>18.10.2024-05.11.2024</p>
<p>Ağlı/Kastamonu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/bir-stem-yolla/">BİR STEM YOLLA…</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/bir-stem-yolla/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR ZAPPİNG HİKÂYESİ</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/bir-zapping-hikayesi/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/bir-zapping-hikayesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2024 07:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[BİR ZAPPİNG HİKÂYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=8658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir an kendimize uzaktan bakalım. Bu mümkün müdür? Bence imkân dâhilinde. İnsanın yapabildiği en iyi şeylerden biri çoğu şeye uzaktan bakmak ya da seyirci olmak. Neyi kastettiğimi büyük bir çoğunluk fevk etmiştir diye düşünüyorum. İngilizcede “tele” kavramı kullanılıyor biliyorsunuz “uzak” diyebilmek için: Telephone, Television vb. 80’li yıllarda biz çocukken renkli televizyon piyasaya çıktığında kanallar da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/bir-zapping-hikayesi/">BİR ZAPPİNG HİKÂYESİ</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir an kendimize uzaktan bakalım. Bu mümkün müdür? Bence imkân dâhilinde. İnsanın yapabildiği en iyi şeylerden biri çoğu şeye uzaktan bakmak ya da seyirci olmak. Neyi kastettiğimi büyük bir çoğunluk fevk etmiştir diye düşünüyorum.</p>
<p>İngilizcede “tele” kavramı kullanılıyor biliyorsunuz “uzak” diyebilmek için: Telephone, Television vb. 80’li yıllarda biz çocukken renkli televizyon piyasaya çıktığında kanallar da çoğalmaya başlamıştı bile. Uzak diyarlardaki olayları, özellikle haberleri yakın ediyordu bu uzaktan görüntü sağlayan elektronik cihaz.</p>
<p>Dış ülkelerde yine savaşlar yaşanıyor, afetler oluyordu, bir şeyler değişiyordu ve bunu biz naklen izleyebiliyorduk ama seyirci kalıyorduk hepsine. Aslında bu aletin temel fonksiyonuydu sadece seyirci kalmak. O zamanlarda televizyona çıkanların ya da çıkarılanların çoğu da ünlü ya da şimdiki tabirle fenomen (görüngü diye çevriliyor) oluyordu.</p>
<p>Michael Jackson bir klip yayınlıyordu mesela, en az on dakika sürüyordu. Bizden bir ses, Orhan Gencebay, şarkılarına en az bir-iki dakikalık introlar yapıyordu örneğin ve zevkle dinleniyordu. Neşet Ağa’da sazıyla dakikalarca konuşabiliyordu.</p>
<p>İlk uzaktan kumandamızı hatırlıyorum. Öncesinde televizyonun üzerinde çat çat diye ses çıkaran tuşlar vardı ve belki de o tuşların sayısı kadar yayın yapan kanallar vardı. Elle sayabiliyorduk bunları. Sonra o tuşları söktük yerinden ve geldi kızılötesi panelimiz, taktık cihaza ve aldık elimize ilk uzaktan kumandamızı. Tabi cihazımız hala tüplü televizyondu.</p>
<p>Sonra sonra özel kanallar da çoğaldı. Elimize aldığımız kumandamızla kanalları bir bir ileri ya da geri değiştirebiliyor olduk. Ve buna “zapping” denildiğini öğrendik. Zıp zıp ip atlar gibi karşımızdaki görüntü sürekli değişebiliyordu artık yaptığımız zappingle.</p>
<p>Yıl: 2024 oldu. Hala uzaktan kumandalarımız var elimizde ama ona ne kadar kumanda ya da hükmedebiliyoruz siz benden daha iyi biliyorsunuz. Platformlar değişince de ya da dünyaya yansıtılan ekran cebimize kadar girdiğinde gerçek hayatta da zapping yapmaya başladık. Küresel bir köy haline gelen dış ve iç dünyamızı yansıtan, oradan oraya milyonlarca şahıs tarafından takip edilebilen video ve ileti paylaşımı haline geldi bu platformlar.</p>
<p>Peki, hala daha 80’ler ve 90’lardaki kadar seyirci miyiz bu görüntü veyahut örüntülere. Biliyorsunuz yapay zekâ denilen özellik çoğunlukla örüntü tanıma altyapısıyla çalışıyor. Artık o, geçmişimizi ve dijital ayak izimizi takip ediyor, hayatımızı ve zevklerimizi biliyor, kaydediyor ve de bizi bir şekilde tanıyor artık. Bunda ne kötülük var diyebilirsiniz? Evet, doğru, belli şeylerde gerçekten hayatımızı kolaylaştırmıyor da değil yapay zekâ.</p>
<p>Artık hayatta oradan oraya geçiyoruz. Kitap okurken oradan oraya geçiyoruz. Hatta kitap seçerken de onu mu okusam bunu mu okusam modundayız. Artık yemek yerken bile karşımızda bir ekranla muhatabız. Bazılarımız kulağımızda bir ses olmadan duramıyor, hayatı müziksiz bir film gibi yaşamaktan korkuyoruz. Mekân da değişiyor. Bir durduğumuz yerde duramıyor, yaptığımız bir işi en fazla iki yılda bir değiştirmek istiyoruz.</p>
<p>Belki de artık “o kumanda” bize zapping yapıyor ve sürekli ekranda (hayatta) biz değişiyoruz. Evet, biz değişiyoruz. Ve bu değişim çok hızlı değişiyor.</p>
<p>Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi: “Bir hikâyeyi tam olarak anlayabilmeniz için, tamamını okumamız gerekiyor.”</p>
<p>Artık maalesef Michael Jackson, Orhan Gencebay ve Neşet Ağamın hikâyelerini tamamıyla dinleyemiyoruz ya da dünyadaki gerçek hikâyenin tamamını kaçırıyoruz.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit Çetinkaya</strong></p>
<p>9 Ekim 2024</p>
<p>Ağlı</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/bir-zapping-hikayesi/">BİR ZAPPİNG HİKÂYESİ</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/bir-zapping-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYAL BİLGİSİ</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/hayal-bilgisi/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/hayal-bilgisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2024 10:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[“Hayalet Avcıları”]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=8087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siz hatırlıyor musunuz bilmiyorum, ama İlkokuldaki Hayat Bilgisi dersini hayal meyal hatırlayanlardanım. O zamanlar öğretmenlerimiz bize pek hayal kurdurmazlardı. Oysa televizyonların siyah-beyazdan renklendiği dönemdi. Evet, TV’ler renklenmişti renklenmesine ama hayatlarımız da o ölçüde renklere boyanmış mıydı bilemiyorum. 80’li yılların çocukları için hayal kurmak hayaldi belki de… “Hayalet Avcıları” o zamanlar var mıydı, sonra mı çıkmıştı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/hayal-bilgisi/">HAYAL BİLGİSİ</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siz hatırlıyor musunuz bilmiyorum, ama İlkokuldaki Hayat Bilgisi dersini hayal meyal hatırlayanlardanım. O zamanlar öğretmenlerimiz bize pek hayal kurdurmazlardı. Oysa televizyonların siyah-beyazdan renklendiği dönemdi. Evet, TV’ler renklenmişti renklenmesine ama hayatlarımız da o ölçüde renklere boyanmış mıydı bilemiyorum.</p>
<p>80’li yılların çocukları için hayal kurmak hayaldi belki de… “Hayalet Avcıları” o zamanlar var mıydı, sonra mı çıkmıştı hatırımda değil, ama beyaz ve biraz flu görünen “Hayalet Casper” o dönem de görünüme kavuşmuştu. Evet, bir hayaleti hayal edip görebiliyorduk.</p>
<p>Televizyonun aslında hayal dünyasını olumsuz etkilediği söylenir ama bendeniz bu görüşe katılamıyorum. İnsanın, hele bir çocuğun hayal dünyasına dalabilmesi ve hayali şeylerin de gerçekleşebileceğini bilmesi için hayali karakterleri görerek tahayyül etmesinin gerekli olduğu kanaatindeyim. Zaten kâğıda, kitaba bakmaktansa ekranlarla daha çok ilgileniyoruz artık. Belki de dijitalleşme böyle bir şey.</p>
<p>Radyo da var tabi: duyduğunuz sesleri hayal etmek, bizim onları gördüğümüz gibi ünlü sanatçıların da bizi görebileceklerini sorgulamak bambaşka bir espri. Sonuçta televizyon, radyonun resimlisi değil mi?</p>
<p>Yıllarca kendisini görmeden kasetlerini dinlediğim sanatçıların simalarını gördüğümde hayallerimin nasıl hayal olduğunu hatta hayallerimin nasıl suya düştüğünü de söylemeliyim. Yıllarca sizlere radyodan seslenmiş biri olarak söylüyorum ki; Evet, radyoda bir büyü var. Daha doğrusu insanı kendine çeken bir gizem var. Annem küçükken koca pilli radyodaki türküleri dinlerlerken nasıl bu şarkı benim şu şarkı senin istek yaptıklarını anlatırdı. Bunu pek televizyonda yapamıyoruz sanki…</p>
<p>Biz insanların hayalleri çok çetrefilli olabilir. Her dalın bir okuryazarlığı belirtildiği gibi aslında hayal etmek de bir okuryazarlık gerektirmeli. Buna “Hayal Okuryazarlığı” diyebiliriz mesela. Belki de insan hayallerini kısıtlamamalı ama o zaman da, Hayal Dünyası’nda mı yaşıyorsun diye de serzenişte bulunanlar çıkacaktır elbet.</p>
<p>Gerçek Dünya’nın bile bir hayalden ibaret olup olmadığı bilinmezken, hayal dünyasının sınırlarını düşünemiyoruz. Aslında hayaller gerçekten sınırsız, köşesiz ve boyutsuzsa hayal etmenin bir anlamı olabilir. En azından öyle olmalı.</p>
<p>İnsanlar hep geleceği hayal ederler ama geçmişimizin de bir zamanlar hayal edildiğini pek çabuk unuturuz. Böylelikle hayaller hayalleri kovalar. Kimisi yavaş giden bir şimendifer misali; kimisi bir hızlı tren gibi peş peşe yol alır.</p>
<p>Evet, hayallerini gerçekleştirme planları yapar insan. Çünkü hayalleri gerçekleştirebilmenin en iyi yolu; hiç vakit kaybetmeden “Bismillah” deyip başlamaktır. Bir plan bitince başka bir plana geçmek de zaman kazanmayı sağlar hepimize.</p>
<p>Bazı insanlarsa daha idealisttirler. Çünkü ideallere hayaller yön verir. İdeallerimize ulaşmanın uhrevi katkıları da vardır. Mesela: Dua etmek. Önce aksiyona girip sonrasında “Tevekkel-tu al’Allah” demek bir nevi hayalleri fiiliyata geçirmek demektir.</p>
<p>Kimin sözü bilmiyorum ama “Duana hayal kat!” çok güzel bir nasihattir.</p>
<p>Çünkü hayalleri gerçekleştirene ve nimetlerini bize verene hiçbir iş zor gelmez. Onun lütfu çok geniştir.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>20.09.2024</p>
<p>Ağlı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/hayal-bilgisi/">HAYAL BİLGİSİ</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/hayal-bilgisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
