
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>S. Ümit ÇETİNKAYA - Karabük Haber Merkezi</title>
	<atom:link href="https://karabukhabermerkezi.com/author/sumitcetinkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukhabermerkezi.com</link>
	<description>Karabük hakkında haberler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Mar 2025 11:31:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/07/cropped-fav-32x32.png</url>
	<title>S. Ümit ÇETİNKAYA - Karabük Haber Merkezi</title>
	<link>https://karabukhabermerkezi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BIRAKANLARA…</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/birakanlara/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/birakanlara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Ümit ÇETİNKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2025 11:31:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=17439</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Hayatta bırakmam!” dediğiniz şeyler olmuştur mutlaka. Bu sorunun en doğru cevabını, şöyle mazinize bir baktığınızda, bıraktığınız ne çok şey olduğunu fark ettiğinizde bulacaksınız. Bırakmak iyi bir şey aslında. Bırakmayandan korkacaksın azizim. Bu konu çoğunlukla kadın erkek ilişkilerinde ortaya çıkabiliyor. “Kadın hiç gitmeyecek gibi sever; amma hiç sevmemiş gibi de bırakıp gider!” demişler. Tersi de doğru [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/birakanlara/">BIRAKANLARA…</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-17441 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/03/dddd-1-1.jpg" alt="" width="188" height="202" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/03/dddd-1-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2025/03/dddd-1-1-42x45.jpg 42w" sizes="(max-width: 188px) 100vw, 188px" />“Hayatta bırakmam!” dediğiniz şeyler olmuştur mutlaka. Bu sorunun en doğru cevabını, şöyle mazinize bir baktığınızda, bıraktığınız ne çok şey olduğunu fark ettiğinizde bulacaksınız.</p>
<p>Bırakmak iyi bir şey aslında. Bırakmayandan korkacaksın azizim. Bu konu çoğunlukla kadın erkek ilişkilerinde ortaya çıkabiliyor. “Kadın hiç gitmeyecek gibi sever; amma hiç sevmemiş gibi de bırakıp gider!” demişler. Tersi de doğru olabilir. Saplantılı ilişkilerde görüyoruz bunu. Erkek o kadar takılıp kalıyor ki bir kadına; o kadının en çok nefret ettiği yaratık olabiliyor bu dünyada. O zaman da bu ilişkiler, çelişkiler yumağı olabiliyor. Hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Yukarıda belirtiğim gibi “Bırakmayandan korkacaksın azizim!”<br />
Ümit hocam, sen yaşamış gibi anlatıyorsun; var mı böyle şeyler diyenlerinizi duyar gibiyim. “Kendi hatalarından ders alan gerçekten akıllı kişidir fakat başkalarının hatalarından ders alan daha akıllıdır” diye cevaplıyorum bu durumu.</p>
<p>Size babamın, trajik sigarayı bırakma hikâyesini anlatayım. Kendisi kadar iyi anlatamam ama deneyeyim. Ortaokul zamanlarında, daha küçükken sigara içerlermiş. Bir gün hiç sigarası kalmamış. Birinden istemiş. O da vermeyince; “Lanet olsun! Ben artık bu meleti bırakıyorum arkadaş!” deyip bir daha da hiç içmemiş. En azından kendisi öyle söylüyor. Ben de evvel ömrümde babamı sigara içerken hiç görmedim.</p>
<p>Şu sıralar TDV’nin kampanyasından aldığım üç ciltlik Tayyar Altıkulaç Hoca’nın “Zorlukları Aşarken” isimli hatırat kitabını okuyorum. Onun da böyle çocuklukta bir sigarayı bırakma hikâyesi var. Arkadaşıyla bir yolculuk sırasında aldığı “Birinci” paketini bitirdiğini anlatıyor ve gittikleri yere ulaştıklarında, çok içtiği sigaradan dolayı midesinin bulandığını ve o zamandan beri ağzına sigara koymadığını belirtiyor. Ne mutlu onun için.<br />
Şu “bırakmak” kelimesinde biraz daha ayrıntıya inelim isterseniz. Sabahları zamanında uykuyu bırakmak mesela. Sabah namazı böyledir örneğin. Uykuyu sabah namazı vaktinde bırakmamız gerekmektedir.</p>
<p>Sabah kalkabilmek içinse; gece yatağa giderken de TV’yi ya da telefonu bırakmak gerekiyor. Uyku uyunma saatinde bunları bırakabiliyor muyuz, herkesin ayrı bir cevabı vardır. İnanın saat 23’le 23.30 ya da 24’te uykuya gitmek çok fark ediyor dostlar.</p>
<p>Yemek diyelim şimdi de. Midemizin 3’te 1’i dolunca bırakabiliyor muyuz sofrayı. Çoğunlukla da çayı; birkaç bardaktan sonra bırakabiliyor muyuz? Zor! Uzmanlar öğleden sonra kafein almayın diyorlar rahat bir uykuya dalabilmek için.</p>
<p>Şimdiden kuru yemişten örnek verelim. TV izlerken ya da müzik dinlerken ay çekirdeğini tadında bırakabiliyor muyuz? Yanıt maalesef: “Hayır!”<br />
Hayatımızdaki gereksiz insanları ve mekânları bırakabiliyor muyuz, mesela! Bu kişiden kişiye değişir elbette.<br />
En önemlisi de gereksiz tartışmayı bırakabiliyor muyuz? “Haklı da olsan tartışmayı bırakınız demiyor mu?” erenler bu hususta.<br />
Parayı, altını, evi, arabayı, eşyayı bırakabiliyor muyuz kalbimizden?</p>
<p>Ölmek istemeyeceğimiz yeri terk edebiliyor muyuz? En önemlisi de bir oyun ve eğlenceden ibaret olan şu düttürü dünyayı bırakıp biraz da olsa sonsuz âleme yüzümüzü çevirebiliyor muyuz?<br />
Son nefeste de olsa arkamızda ağlayan birilerini bırakırken biz gülebiliyor muyuz acaba? Azrail’in şu canı tenden ayırma vakti geldiğinde, biz dünyayı bırakırken dünya da bizi bırakabilecek mi acaba?<br />
Ne mutlu; hiç ölmeyecek gibi sonsuza çalışanlara ve yarın ölecekmiş gibi bırakanlara!</p>
<p>Satılmış Ümit Çetinkaya<br />
27.12.2024 – 20.03.2025<br />
Ağlı/Kastamonu</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/birakanlara/">BIRAKANLARA…</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/birakanlara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8:KIRK</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Ümit ÇETİNKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Satılmış Ümit ÇETİNKAYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=12033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadece bir zaman birimi değildir 8:40. Yeni başlangıçların, uzun yürüyüşlerin, bir nevi sabahleyin yapılan spor aktivitesinin ulaşılacak bir konumudur. Sene: 1995. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde günün ilk dersinin başlangıç saatidir 8:40. ODTÜ’de iken zaman ne de çabuk geçerdi. Gerçi hala öyle, ama o zamanlar gençlik vaktimizde o hıza daha rahat ayak uydurabiliyorduk biz ODTÜ’lüler. 8:40 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/">8:KIRK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-12034 alignleft" src="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-1.jpg" alt="" width="238" height="256" srcset="https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-1.jpg 238w, https://karabukhabermerkezi.com/wp-content/uploads/2024/12/dddd-1-42x45.jpg 42w" sizes="(max-width: 238px) 100vw, 238px" />Sadece bir zaman birimi değildir 8:40. Yeni başlangıçların, uzun yürüyüşlerin, bir nevi sabahleyin yapılan spor aktivitesinin ulaşılacak bir konumudur.</p>
<p>Sene: 1995. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde günün ilk dersinin başlangıç saatidir 8:40. ODTÜ’de iken zaman ne de çabuk geçerdi. Gerçi hala öyle, ama o zamanlar gençlik vaktimizde o hıza daha rahat ayak uydurabiliyorduk biz ODTÜ’lüler.</p>
<p>8:40 dersine yetişebilmek önemliydi 90’lı yıllarda. İlk derse yetişebilmek&#8230; Bazen kolaydı, bazen zordu. Bu kolaylıklar ve zorluklar yerleşkeye uzak ya da yakın bir muhitte oturmanıza bağlıydı. Okula yakın bir yerde oturmak ve dahi A-4 kapısından kampüse girip yürüyerek derse vaktinde ulaşmak büyük lüksmüş, onu sonradan anladım.</p>
<p>Sonradan öğrendiğim bir başka deneyim de ODTÜ’nün otostop kültürüydü. Büyük ihtimal şu an bile devam ediyordur bu alışmışlık. Hazırlık sınıfındayken ODTÜ’ye yakın bir yerde bekâr evinde kalırken, sabah kahvaltısı sonrası yola çıkar, bir ihtimal otostopa duracak bir gönüllü arardık. Bu da çoğunlukla ya hocalar ya da zengin öğrenci takımı olurdu.</p>
<p>Otostopa duran olmadı mı (zaten sağ elimiz bu modda olurdu) ver elini A-4 kapısı. A-4 kapısı çok da uzak değildi aslında. On dakikada geçerdiniz bu kapı girişinden, tabiî öğrenci kimliğinizle. Kapıdan geçince önünüzde bir iniş yolu sizi karşılar. Zaten ayaklarınızı salıp adım atmanız yeterlidir bu yolu inmek için.</p>
<p>Aşağıda sizi sol tarafta ODTÜ EBİ Misafirhanesi ve SunShine Cafe karşılardı; sağ tarafta ise hocalara tahsis edilmiş konutlar. Tam karşınızda ise 2. Yurt tüm heybetiyle sizi selamlamaktadır. Yokuş bitince sağa dönüp ilerlerseniz sağda İş Bankası, onun alt tarafında PTT ve diğer bankalar ve en nihayetinde ODTÜ Çarşı ya da alışveriş merkezi sizi karşılar.</p>
<p>O gün PTT durağından kalkan servise yetişebilmişseniz eğer ODTÜ’nün Eğitim Fakültesi’ne kadar giden bir Ring otobüsüne binme bahtiyarlığına nail olmuşsunuzdur ve 8:40 dersine erkence gidebilme kapısını açmışsınız demektir. Dersten önce de bir çay içimlik süre de kalmıştır zaten size mutlulukla.</p>
<p>Bu ring kaçmışsa eğer, çoğunlukla dakika ya da saniyelerle kaçardı ve çoğu zaman arkasından bakar duygulanırdım, hadi o gün yürüyüş günüdür. Oradan Eğitim Fakültesi ortalama yarım saat sürer tabanwayla. Hadi pabuçlara kuvvet o zaman!</p>
<p>Sonraları başka bir muhite taşındım. Bu yerlerden biri Kolej Libya Caddesi’ne yakın olan İncesu Caddesi tarafındaydı. Sonraları oradan ayrılıp Kızılay’ın Meşrutiyet Caddesi’nin bitimindeki ve metronun Kolej durağından Libya Caddesi’ne doğru gelince Mithatpaşa Caddesi’yle kesiştiği yerde olan Sivaslılar Yurdu’nu mesken tuttum. Sabahları daha erken uyanıp yurdun hemen karşısındaki çile bayırını tırmanıp sabahları genelde boş olan Kızılay’ı da geçip ya ODTÜ minibüs duraklarına ya da ODTÜ’ye giden belediye otobüsüne ulaşmam gerekiyordu. Otobüs hem çok bekletiyor, hem de bayağı kalabalık oluyordu.</p>
<p>Artık ODTÜ’nün A-4 kapısını unutmuş, genelde ana giriş-çıkış olarak kullanılan A-1 kapısını kullanır olmuştum. Sonradan A-1 kapısının yakınına ODTÜ-Kızılay Metrosu gelecekti. Bu şimdiki öğrenciler için büyük imkândı. Bizim zamanımızda yoktu tabiî bu metroyla gelebilme olayı.</p>
<p>Vaktinde mezun olamayınca, sonradan baktım bu olay böyle olmayacak ODTÜ’nün içindeki kendi yurtlarında kalmaya karar verdim. 2. Yurt ’ta ve 1. Yurt ‘ta rahat da ettim. Artık yukarıda bahsettiğim eski yolu pek kullanmıyordum. Yurtlar bölgesinden çıkınca ODTÜ Devrim Stadyumu’nun bulunduğu güzergâhı kullanıyordum. Sağ alt tarafta da basket ve toprak futbol sahaları ve de Gymnasium binası bütün heybetiyle görülebiliyordu. ODTÜ içinde iklim bile farklıydı. Belki de yoğun bir ağaçlık alan olmasındandı, bu geniş üniversitenin.</p>
<p>8:40 sonlara ve mezuniyete doğru beni mutlu etmeye bile başlamıştı.</p>
<p>Hala tatillerde ODTÜ’ye giderim. Metroyla da gelirim ya da ODTÜ içine girmeyip düz devam eden minibüslerle de. A-1 kapısından minyatür diplomamı gösterip girdikten sonra, eski alışkanlık, otostop çekmek kolaylığını yaşarım. Önce ODTÜ içinde dolaşan toplu taşıma araçları gelirse kapıdan onlara biner, ODTÜ Ormanı’nı seyrede seyrede, hiçbir yere yetişme kaygım olmadan gezerim.</p>
<p>Artık 8:40 vakti hiç kaygılandırmıyor beni. Belki öğrencilik zamanlarımda da kaygılandırmamalıydı ama yetişilmesi gereken bir ilk ders vardı. Belki de çaresi, bazı ODTÜ hocalarının uyguladığı gibi ilk dersi 9:00’da başlatmaktı. Ne dersiniz? Ama ona da geç kalanlar oluyordu demek bana düşmez saygıdeğer dostlar.</p>
<p>Evet, 8:KIRK yalnızca bir ifade değildi. 8:40 anlamlı bir kültürdü veyahut gelenekti.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>23.12.2024</p>
<p>Ağlı</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/">8:KIRK</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/8kirk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİBİR, KEBİR, KABİR, KİBAR</title>
		<link>https://karabukhabermerkezi.com/kibir-kebir-kabir-kibar/</link>
					<comments>https://karabukhabermerkezi.com/kibir-kebir-kabir-kibar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Ümit ÇETİNKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2024 14:11:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukhabermerkezi.com/?p=7710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bismillah ’la başlıyoruz ki her işimize ve sözümüze ve dahi kovulmuş şeytandan sığınıyoruz Rabbimize. Euzü-besmele bize her işimize kibirden arınmış şekilde başlamamızı sağlayan bir anahtar gibi sanki. Şeytan malumunuz kibirlik abidesi değil midir? “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” hadisini duymayanımız yoktur. Devamında şu manada da devam eder: “Kibir insanları küçük görmekle sınırlı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/kibir-kebir-kabir-kibar/">KİBİR, KEBİR, KABİR, KİBAR</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bismillah ’la başlıyoruz ki her işimize ve sözümüze ve dahi kovulmuş şeytandan sığınıyoruz Rabbimize. Euzü-besmele bize her işimize kibirden arınmış şekilde başlamamızı sağlayan bir anahtar gibi sanki. Şeytan malumunuz kibirlik abidesi değil midir?</p>
<p>“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” hadisini duymayanımız yoktur. Devamında şu manada da devam eder: “Kibir insanları küçük görmekle sınırlı değildir, aynı zamanda hakikati inkâr etmektir de.” En büyük kibirlik Allah’a boyun eğmemektir. Ekberlik (büyüklük) ve hamd Yüce Allah’a mahsustur.</p>
<p>“Tevazu yüceltir, kibir alçaltır.” sözünü bir tahterevalli gibi düşünürsek “Kelam-ı Kibar Kibar-ı Kelamdır” gerçeğine ulaşırız. Daha açıkçası: “Büyüklerin sözleri, sözlerin büyükleridir.” Ve onlar gerçek tevazu sahipleridir.</p>
<p>“Büyük lokma ye, büyük laf konuşma” demiş atalarımız. Çünkü ağızdan çıkan büyüklük, büyük ihtimalle kalpten geliyordur. Yüce, ulu şeyleri küçük görmek de bir küçüklük göstergesidir. Bize türlü türlü nimetler verip bizi besleyip bizi doyuran Rabbimizin nimetlerini insanın kendisinden bilmemesi lazım gelir.</p>
<p>Aziz Mahmud Hüdayi Hz.leri’nin meşhur şiirini hatırlayalım:</p>
<p>Alan Sensin, veren Sensin, kılan Sen / Ne verdinse odur, dahi nemiz var.</p>
<p>“Kibirlik” bir âbideyken; “kibarlık” budalalık mıdır?</p>
<p>Zalim kibrinin ve zulmünün şiddeti ölçüsünde acı çeker. Bu iş belki yarın, belki de yarından da yakındır!</p>
<p>Netice itibariyle; ölüm kibriti çakıldığında herkes gayet aciz bir şekilde, kibri silip süpüren, hatta yutan bir yılanın koynuna girer gibi kabrine girecektir.</p>
<p><strong>Satılmış Ümit ÇETİNKAYA</strong></p>
<p>18.09.2024</p>
<p>Ağlı</p><p>The post <a href="https://karabukhabermerkezi.com/kibir-kebir-kabir-kibar/">KİBİR, KEBİR, KABİR, KİBAR</a> first appeared on <a href="https://karabukhabermerkezi.com">Karabük Haber Merkezi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukhabermerkezi.com/kibir-kebir-kabir-kibar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
