Tüm Emeklilerin Sendikası Karabük Şube Başkanı Burhan Kelez TÜİK’în açıkladığı eylül ayı enflasyon verilerinin ardından yaptığı açıklamada ‘Güvenmiyoruz, geçinemiyoruz, itiraz ediyoruz” dedi.

Başkan Kelez açıklamasında şunları kaydetti;
“TÜİK, Eylül ayı enflasyonunu aylık %1,84, yıllık %29,73 olarak açıkladı. ENAG’a göre ise yıllık enflasyon %46,61.
İktidar enflasyonun yüzde 30’un altına düşmesini başarı olarak anlatıyor. Ama sokaktaki gerçek değişmiyor. Enflasyonun düşmesi fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Emeklinin, işçinin yıllardır kaybettiği alım gücü geri gelmiyor. İnsanlar hayat pahalılığını TÜİK’in rakamlarından değil; pazardan, marketten, kiradan, faturadan görüyor.
Bunun en acı örneklerinden birini 25 Eylül’de Ankara’da yaşadık. Anayasa Mahkemesi önünde emekliler seyyanen zam hakkı için eylem yaparken emekli polis Ali Şekeroğlu yaşamına son verdi. Elindeki dövizde “Para için değil, onurumuz için” yazıyordu.
Bu söz bugün geçinemeyen milyonlarca emeklinin ortak çığlığıdır. Yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanlar sadaka istemiyor. İnsanca yaşayabilecekleri bir aylık ve onurlu bir yaşam istiyor.
Soma’da ise beş madenci daha evine dönemedi. İmbat Madencilik ocağındaki göçükte Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya yaşamını yitirdi. 301 madencinin hayatını kaybettiği büyük Soma faciasının üzerinden on iki yıl geçti. Hâlâ aynı soruyu soruyoruz: Ne değişti? İşçinin sağ salim evine dönebilmesi bir maliyet değil, yaşam hakkıdır. İş cinayetleri kader değildir.
Bir başka büyük güven krizi sermaye piyasalarında yaşanıyor. Tasfiye kararı verilen fonlarda 455 bin 758 yatırımcı bulunuyor. Şimdi iktidar bu tabloyu kendi kurumlarıyla soruşturacağını söylüyor. Oysa mesele birkaç kişinin “nefsine yenik düşmesi” diye geçiştirilemez. Bu kadroları atayan, kurumları yöneten ve denetlemekle sorumlu olan siyasi iradenin de hesabı sorulmalıdır. Yetki kimdeyse sorumluluk da ondadır.
Çiftçi de ayakta. Bafra’da çeltik üreticileri mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerine karşı traktörleriyle yola çıktı. Üreten insan ürettiğinden kazanamıyor. Toprağını, suyunu ve ormanını savunan yurttaşların mücadelesi de Türkiye’nin dört bir yanında devam ediyor.
Bütün bunları birbirinden kopuk olaylar olarak göremeyiz.
Emekli geçinemiyor. İşçi emeğinin karşılığını alamıyor. Madenci can güvenliği istiyor. Çiftçi ürettiğinden kazanamıyor. Yüz binlerce küçük yatırımcı birikiminin hesabını soruyor. İnsanlar toprağına, suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkıyor.
Türkiye’nin farklı yerlerinden yükselen itirazın ortak nedeni giderek daha görünür hale geliyor.
Halktan sürekli sabır ve fedakârlık isteyen, ekonomik krizin faturasını emekliye, işçiye, çiftçiye ve dar gelirliye ödeten; halkın sorunlarını çözemeyen ve kamu kurumlarına güveni aşındıran siyasi iktidar halk nezdinde toplumsal ve siyasal meşruiyetini kaybetmiştir.
Şimdi mesele bu itirazların birbirini görmesidir.
Emeklinin mücadelesi işçinin, çiftçinin, madencinin; ekmeğini, hakkını, toprağını ve geleceğini savunan herkesin mücadelesiyle buluşmalıdır.
Ali Şekeroğlu’nun bıraktığı söz tam da bunun için unutulmamalıdır:
“PARA İÇİN DEĞİL, ONURUMUZ İÇİN!”
Çünkü mesele yalnızca para değil.
Mesele ekmek.
Mesele hak.
Mesele adalet.
Mesele onurlu bir yaşam.
GEÇİNEMİYORUZ!”

blank