Saadet Partisi Karabük İl Sosyal İşler Başkanı Abdullah Şahin, son günlerde Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de toplumsal güven krizinin yaşandığını söyledi. Şahin, konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında şu görüşlere yer verdi: Son yıllarda Türkiye’de sosyal gündem; ekonomik dalgalanmaların, siyasal tartışmaların ve kimlik gerilimlerinin ötesine geçerek, giderek daha belirgin biçimde toplumsal güven krizi etrafında şekilleniyor. Adalet, eğitim,
medya, siyaset ve gündelik hayat; hem kurumlara hem de bireylerin birbirine duyduğu güvenin ciddi biçimde zayıfladığını göstermektedir.
Araştırmalar, Türkiye’nin bireyler arası güven oranlarında son derece
düşük seviyelere gerilediğini, adalet sistemine ve temel kurumlara
duyulan inancın ise keskin biçimde aşındığını ortaya koyuyor. Bu tablo
ahlaki, toplumsal ve manevi bir çözülmeye işaret etmektedir.
Toplumsal güvenin zayıflaması; dayanışmanın gerilemesine, kamusal
alanda gerilimin artmasına, kutuplaşmanın derinleşmesine ve ortak sorunlara birlikte çözüm üretme kapasitesinin düşmesine neden oluyor.
“Adalet yok”, “hukuk işlemiyor”, “liyakat kalmadı” şeklinde yaygınlaşan
söylemler; toplumun devletle kurduğu sözleşmenin ciddi biçimde zarar
gördüğünü gösteriyor.
Özellikle genç kuşaklarda güçlenen “bu ülkede adaletle bir gelecek kurabilir
miyim?” sorusu, güven krizinin en tehlikeli boyutuna işaret etmektedir.
Çünkü bir toplum geleceğine güvenini kaybettiğinde, yalnızca bugününü
değil, yarınını da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.
Medya ve enformasyon alanında hakikatin yerini algının alması, eğitimde belirsizliklerin artması ve liyakat sistemine yönelik güvensizlik; bu krizi
daha da derinleştiriyor, toplumu sürekli bir şüphe ve tedirginlik atmosferine sürüklüyor.
Toplumsal güven yeniden inşa edilmeden ne sosyal barış ne de
sürdürülebilir bir istikrar mümkündür. Toplumsal güvenin onarımı; yalnızca
hukuki ve idari düzenlemelerle değil, aynı zamanda adaleti esas alan,
emaneti önceleyen, liyakati temel prensip kabul eden ve ahlaki-manevi
zemini güçlendiren bütüncül bir toplumsal yenilenme ile mümkün olabilir” dedi