80’li yıllarda icra kelimesiyle kulağımıza dokunan bir TV programı vardı: “İcraatın İçinden” Evet hatırlayacağınız üzere Turgut Özal’ın daha çok ekonomik faaliyetlerini anlattığı, çok da uzun olmayan farklı bir programdı.
İcra kelimesiyle lise okurken de az çok karşılaştım. İnsanlar borçlarını ödeyemediklerinde; evine, arabasına, birikimlerine vb. mal varlıklarına borcuna karşılık el koyuyorlardı. Bir başka ifadeyle, haczediyorlardı.
Lisede pek müzik dinlemek gibi bir alışkanlığım olmadı. O zamanlar arabesk müzik icra eden birçok sanatçı kasetlerinden dinleniyorken; 90’lı yıllarda özel radyolar furyası başlayınca, müzik icrasında da hissedilir değişiklikler oldu. Pop müzik popüler oldu.
90’larda icra edilen bu müzikler, geniş kitlelere hitap eden mecralarda yayınlanır oldu. Klip yayınlayan kanallar peyda oldu ve hatırlayacağınız icracılar bir gecede meşhur oldular.
1990-91 yıllarında patlak veren Körfez Savaşı’nın canlı sergilendiği mecra yine televizyonlarımızdı. Şimdilerde savaşın icrası da değişti mecrası da. Dört bir yanımız gerilmiş bir yay gibi tetikte duruyor. Artık savaşlar, özgürlüğün sembolü gökyüzünde icra ediliyor.
Covid-19 pandemisinin mecrası da global dünyamızdı. Neler icra edildiğini ve ne yapılmak istendiğini de hala idrak edebilmiş değiliz.
Hızlı dijitalleşmenin getirdiği satma ve satın alma üzerine kurulmuş alışveriş icrası da mecra değiştirmiş durumda. Pazar yani marketing, akıllı (!) telefonların ekranından adeta ruh-i mücerret gibi fışkırıyor. Bu duygu bir çılgınlığa evrilmiş durumda.
Gelelim şu anki eğlence, medya ve beraberinde yapılan sanatın icra edildiği mecraya. Konsept o kadar geniş ki neredeyse herkesin bir televizyon kanalı var artık. Herkeste bir fenomani halleri.
Televizyon kanallarının da görünür olabilmesi için onların da farklı kanallara yönelmesi gerekiyor mecburiyetten. Örneğin; “Gassal” dizisinin 10 bölümünü bir oturuşta TRT’nin Tabii dijital mecrasından izleyebiliyor insanlar. Buna diğer platformları da eklediğimizde ve totale vurduğumuzda, 90’larda izlediğimiz televizyondan daha çok televizyon izliyoruz.
Ancak kendime de sormadan edemiyorum:
Tüm bu mecralar ve icracı küresel sahipleri; acaba bizim zamanımızı haczediyor olmasın?
Korkuyorum, çünkü: icraya verilebilecek en değerli şeyimiz: “Vaktimiz!”
Satılmış Ümit ÇETİNKAYA
27.06.2025
Karabük