“Sen seni bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni!” muzip deyişiyle açılış yapmak istedim sevgili dostlar. Aslında çok basit bir ifade gibi görünse de “kendini bilmek” tarifi zor bir argüman.
“Niceler: kendini bilenler ve bilmeyenler geçti bu dünyadan” dedi beyaz saçlı adam. “Bu gördüğün saçları değirmende ağartmadım ben!” dedi şair. Olgunlaşmakta ve yaş almakta hep bir beyazlık ve saflık buldu belki de.
Biliyorsunuz dinimizin ilk mesajı “Oku!” dur. Öyleyse “okumak” bir emirdir. Çok okuyanlar içinse “bu uğurda kaç yıl dirsek çürüttü” derler. Ya da “rahle-i tedrisattan geçmek” ifadesi kullanılır.
Gerek devletlû olarak gerekse de bireysel bazda “istişare” kültürüne sahip olmayanlar içinse “kendi bildiğini okuyor; okudu” deriz. Zaten buradan da anlaşılıyor ki; kendi bildiğini okuyanların zararda olması daha çok görülen bir tecrübedir. Kendi bildiğini okuyanların imajı toplumda pek de iyi değildir. Akıllı adam kendi yaşantısından ders alır; daha akıllı adamsa başkalarının tecrübelerinden de ders alır.
Burada önyargı meselesine parmak basmak istiyorum. Önyargılı insanlar genelde kendi fikirlerinin, görüşlerinin ve yaşantılarının daha iyi bir seçim olduğunu düşünürler. Kendileri gibi hayatı idame ettirmeyenleri bir nevi dışlar, taşraya atar ve kendi bildiklerinden şaşmazlar.
İşte bu yüzden tevazu sahibi (mütevazı) insanlara imrenmek gerekiyor. Onlar kendi işlerine ve güçlerine bakarlar ve pek de zanna kapılmazlar. Hatta diğer insanları pek de kale almazlar. Başkaları umurlarında olmazlar da diyebiliriz. Unutmamak gerekir ki; hüsnü-zan kalbi rahatlatır.
Sıklıkla başvurduğumuz; internetin, sosyal medyanın, sohbet botlarının ve üretken yapay zekâların tırmandığı şu hız döneminde, acaba bu platformlar işin farkında mı?
Bildiğimiz ya da bilmediğimiz bir şeylere, yani var olan kaynaklara refere ederek ya da başvurarak, işlerini, insanlardan daha hızlı yaptıkları kesin. Çünkü hayatımızı oldukça kolaylaştırıyorlar.
Acaba, “derin öğrenme” gerçekten derin bir konu mu ya da makineler verileri gerçekten öğrenmek için mi okuyorlar?
Yoksa pek de uzak olmayan ileriki bir tarihte, bu akıllı cihazlar; kendi bildiklerinden öteye geçip bilmediklerini de okuyacaklar mı?
Sonuçta: akıl var, mantık var, ama içlerinde bir vicdan da var mı?
Satılmış Ümit Çetinkaya
24.04.2025 – 29.05.2025
Ağlı/Kastamonu